
• 18/3/2008 - Çinde Gerçek Bir Olay
Çinde bir üniversitede oldukça ilginç tamamiyle gerçek bir olay .. Kızın biri bir gün yeni aldığı bisikletiyle okula geliyor ve okulun bahçesindeki bisiklet parkına henüz kilit almadığı için öylece bırakıyor.. derslerin bitiminde okul çıkışı bisikletinin yerinde olmadığını görüyor ve çok sinirleniyor.. Ertesi gün sabah okula geldiğinde bisikletini üzerinde bir notla bir gün önce bıraktığı yerde buluyor. Üzerindeki notta "Çok özür dilerim ama bisikletine gerçekten çok ihtiyacım vardı aldıktan 2 saat sonra geri getirdim ama sanırım çıkışına yetişemedim çok üzgünüm anlayışın için teşekkürler." Kız doğruca bir bisikletçiye gidiyor ve 5 tane kilit alarak okula dönüyor.. bisikleti iyice kilitleyip 5 farklı anahtarla derse giriyor ve olayı arkadaşlarına anlatıyor.. Ders bitimi okul çıkışında 5 kilit taktığını anlattığı arkadaşlarıyla beraber bisikletini almaya gittiğinde şok oluyor.. Bisikletin üzerinde 10 kilit ve birde not var.. "Eğer acil ihtiyacım olduğu halde ben kullanamayacaksam sen hiç kullanamayacaksın
Alıntı. |
Yorum • Yorum yaz!
:: Bağlantı
|

• 17/3/2008 - İnsan Ölürken ne Hisseder

• 17/3/2008 - Yakışıklı Azrail
DR.HALUK NURBAKİ Ben, 40 yıllık bir kanser uzmanı olarak maddeyi aşan sayısız olayla karşılaştım ve bunları, o olaya şahit olanlarla birlikte belgeleyerek özel bir arşiv yaptım. Bunlardan 1976 yılında yaşanmış bir olayı size nakletmek istiyorum. Kanser hastanesinde başhekimken Serap adında genç bir hanım hastam vardı. Bu hastam göğüs kanserine yakalanmış ve tedavi için yurt dışına gitmek istemesine rağmen, bazı formaliteler sebebiyle o imkanı bulamamıştı. Serap'ı özel bir ilgiyle bizzat ben tedavi altına aldım. Ve kısa bir süre sonra da ALLAH (c.c)'in izniyle iyileştiğini gördüm. Ancak Serap'ın da bütün diğer kanserliler gibi ilk 5 yıllık süreyi çok dikkatli geçirmesi gerekiyordu. Bir iş kadını olan Serap, 4 yıl kadar sonra 1 ihale için İzmir'e gitmek istedi. Kış aylarında olduğumuz için uçakla gitmesi şartıyla kabul ettim. Maalesef bilet bulamamış ve benden habersiz bindiği otobüsün kaza geçirmesi üzerine 6 saat kadar mahsur kalmış. Dönüşünden kısa bir süre sonra kanser, kemik ve akciğerine yayıldı. Serap bacak kemiklerindeki metastaz nedeniyle yürüyemez hale gelirken, hastalığın akciğerdeki tezahürü sebebiyle de devamlı olarak oksijen cihazı kullanıyor ve söylediği her kelimeden sonra ağzını o cihaza yapıştırarak nefes almak zorunda kalıyordu. Evine gittiğim gün, yine güçlükle konuşarak:
–''Doktor bey,'' dedi. ''Ben .. size…dargınım.'' ''Niçin?" diye sordum. –"Siz…dindar bir insanmışsınız. Niçin bana da, ALLAH (c.c)'ı, ölümü, ahireti anlatmıyorsunuz?"
Dini inançlarının çok zayıf olduğunu bildiğim için bu teklifi karşısında oldukça şaşırdım. O'nu üzmemeye çalışarak: –"Doktora ulaşmak kolaydır'' dedim. ''Parayı bastırdın mı istediğine tedavi olursun. Ancak iman tedavisi için gönülden istek duymalısın…"
Konuşmaya mecali olmadığından "Ben o isteği duyuyorum" manasında başını salladı. Artık ümitsiz bir tıbbi tedavinin yanı sıra, ebedi hayatın ve saadetin reçetesi olan iman derslerimiz başlamış ve son günlerini yaşayan Serap için bu dersler "hızlandırılmalı öğretime" dönmüştü. Anlattığım iman hakikatlerini bütün ruhuyla mecz ediyor ve arada bir soru soruyordu. Vefatına bir hafta kala: –"Doktor bey,'' dedi. ''Ben ölürken ne söylemeliyim?"
–"Senin durumun çok özel" dedim. ''Kelime-i Şehadet sana uzun gelir. O ani fark edince ''Muhammed'' (s.a.v) sana yeter."
O, haliyle tebessüm ederek yine başını salladı. Çok ıstırabı olduğu için Serap'a sürekli morfin yapıyor ve O'nu uyutmaya çalışıyorduk. Ben, bir iş seyahati sebebiyle bir müddet ziyaretine gidemedim. Dönüşümde annesi telefon ederek: –"Serap, bir haftadır morfin yaptırmıyor." dedi. "Sabahlara kadar inliyor ve çok ıstırap çekiyor. Hemen eve gittim ve iğne yaptırmamasının sebebini sordum. Aldığım cevabı hâla unutamıyor ve hatırladıkça ürperiyorum. -"Ya morfinin tesiriyle ölüme uykuda yakalanır ve son nefeste "Muhammed" diyemezsem?.
İşte Serap, böyle bir hanımdı. Bu arada benden istihareye yatmamı ve eğer bir kaç gün daha ömrü varsa , son günü uyanık kalacak şekilde morfin yaptırılmasını rica etti. Ben hiç adetim olmadığı halde cuma gününe rastlayan o gece istihareye yattım ve Serap'ın acizliği hürmetine olacak ki Salı gününe kadar yaşayacağına dair işaret sezdim. Ertesi gün O'na:
–"Hiç korkma!" dedim. "İğneyi vurdurabilirsin. Ve Serap bir veda niteliği taşıyan bu görüşmemizde son sorusunu da sordu: –"Doktor bey…Azrail bana nasıl görünecek?" –"Kızım," dedim. "O bir melek değil mi? Hiç merak etme, sana yakışıklı bir prens gibi gelecektir."
Salı günü Serap'ın ağırlaştığı haberini alınca hemen eve gittim. Ancak vefatına yetişememiştim. Ailesi tam manasıyla perişandı. Sadece kendisine uzun müddet bakan dindar bir hanım akrabası ayaktaydı ve beni görünce yanıma gelerek: –"Doktor bey, biliyor musunuz , bu evde biraz önce bir mucize yaşandı!" dedi ve devam etti: –Serap, bir saat kadar önce oksijen cihazını attı ve "yataktan kalkması imkansız" denmesine rağmen kalkarak abdest aldı, iki rekat namaz kıldı. Bütün ev halkı hayretten donup kaldık. Ve kelime-i Şehadet getirerek vefat etmeden biraz önce de: –"Doktor bey'e söyleyin, dedi. Azrail, O'nun söylediğinden de güzelmiş!!!" Alıntı: |
Yorum • Yorum yaz!
:: Bağlantı
|

• 15/2/2008 - 2007 yılı....
2007 YILINA DAMGASINI VURAN OLAYLARDAN SEÇMELER!
2007’nin en önemli olaylarını sizin için derledik. Yılın gafı, Yılın hayaleti, Yılın fırçası, Yılın itirafı...
YILIN GAFI
Bush, Kraliçe’ye göz kırptı
Ginger’dan düşen ilk insan olan ABD Başkanı Bush, sakarlıkta olduğu kadar gaf yapmada da liderdi. Beyaz Saray’da Kraliçe onuruna verilen davette yaptığı ’hoş geldiniz’ konuşmasına ’Majesteleri 1776 yılında Amerika’nın 200. yılı kutlamaları sırasında da bizlere şeref vermişti’ cümlesi ile başlayan Bush yardımcılarının uyarısı üzerine cümlesini apar topar ’1976’ diye düzeltse de orada bulunan 7000’e yakın konuğun kahkahalarını engelleyemedi. Bir de üstüne kraliçeye göz kırptı.
YILIN NÜKLEER DANSI
Koreografi: Ahmedinejad
Büyük güçlerin köşeye sıkıştırmaya çalıştığı İran’ın Cumhurbaşkanı Mahmud Ahmedinejad önce, "Sizlere iyi nükleer haberlerim var" dedi... Ardından nisan ayında ’bombasını’ patlattı: "Artık nükleer kulübe girdik. Nükleer santrallerde yakıt için kullanılan uranyum zenginleştirmeyi başardık..." Bu haber BM üyesi ülkeleri endişeye sevk ederken, İran’da festival havası yarattı. İranlı dansçıların eski Pers medeniyetini hatırlatan ’nükleer dans figürleri’ hafızalara kazındı.
YILIN TAMTAM DANSI
Bush geri kalır mı
İran’ın tehditlerine kulak asmayıp nükleer dans yaptığı Bush da çareyi ’tamtam dansı’ yapmakta buldu. Bush, "Sıtma ile Mücadele Günü" için katıldığı bir toplantıya Senegalli dans grubuyla yaptığı dansla damgasını vurdu. Beyaz Saray’daki etkinlikte dansçıların hareketlerini taklit ederek ritme ayak uydurmaya çalışan Bush, beceriksiz hareketleri ve komik yüz ifadeleriyle herkesi güldürdü.
YILIN HAYALETİ
Castro’yu bir Chavez gördü
İktidarı boyunca CIA destekli 200 kadar suikasttan kurtulduğu söylenen Küba’nın 48 yıllık lideri Fidel Castro 2007’de de Azrail’le köşe kapmaca oynarken yılın hayalet figürü oldu. Zira 2006 temmuzunda yatağa düşüp yerini kardeşi Raul’a bıraktıktan sonra 10 ay ortada görünmedi. Hatta ABD’de ’ölüm kutlamaları’ yapıldı. Ancak muhaliflerinin sevinci 15 Ekim’de ’siyasi kankası’ Chavez’le canlı yayına çıkınca kursağında kaldı. Ancak onun durumu hala sevenleri için de sevmeyenleri için de halen bir muamma.
YILIN İNSAFSIZ CEZASI
Mağdura 200 kırbaç
Suudi Arabistan’da silahlı altı erkeğin tecavüzüne uğrayan 19 yaşındaki bir kız, akrabası olmayan erkeklerle aynı araç içinde bulunduğu gerekçesiyle 200 kırbaç ve 6 ay hapis cezasına çarptırıldı. Tecavüzcü erkekler ise 2 yıldan 9 yıla kadar değişen hapis cezalarıyla kurtuldular. Dünyadan gelen yoğun tepkiler sonrası Suudi Arabistan Kralı Abdullah suçluyu ’bağışladı’.
YILIN ÖZLÜ SÖZÜ
İran’da eşcinsel yok
’Aslında Yahudi soykırımı yok’ diyerek dünyayı şaşırtan İran Cumhurbaşkanı Mahmud Ahmedinejad, New York’taki prestijli Columbia Üniversitesi’ni ziyaretinde sarf ettiği "İran’da eşcinsel yok" sözleri ile akıllara kazındı. Eylül ortasında BM Genel Kurulu için New York’a giden Ahmedinecad, "Sizin ülkenizde olduğu gibi İran’da eşcinsel yoktur. İran’da böyle bir fenomen yok" derken kimilerine göre kendisini ’dar kafalı, zalim diktatör’ diyerek kürsüye çağıran Columbia Üniversitesi Rektörü Lee Bollinger’e kızmıştı!
YILIN FIRÇASI
Chavez, kes sesini!
Por que no te callas! İspanyolca ’kes sesini’ anlamına gelen bu sözler bir Kral’dan bir Cumhurbaşkanı’na gitti. Kasım ayındaki İbero-Amerika zirvesinde, eski İspanya Başbakanı’na "Faşist" deyip yüklenen Venezüela lideri Chavez’e, İspanya Kralı Juan Carlos böyle bağırıp salonu terk etti. Kimilerine göre Kral, eski sömürgelerinden birinden gelen eleştirileri kaldıramamıştı. Şimdiyse baş ticari partneri İspanya ile ilişkileri askıya alma tehdidinde bulunan Chavez’in gönlünü nasıl alacağının çarelerini alıyor. Zira işin ucunda milyarlarca euro var.
YILIN İTİRAFI
İran atomu durdurdu
Irak’ı ’kimyasal silahları var’ gerekçesiyle işgal eden Bush yıllardır ’İran nükleer silah üretiyor’ diye dünyayı ayağa kaldırıyordu. Ancak bu kez hiç ummadığı bir darbe yedi. ABD istihbaratının 16 ajansı, İran’ın nükleer silah elde etme çabalarını 2003 sonunda durdurduğunu rapor etti.
YILIN KONSER İPTALİ
Gwen çıktı, Beyonce çıkmadı
Seksapel dozu yüksek şarkıcıların Malezya konserleri, İslami kılık kıyafet yönetmeliği açısından sorun oldu. Gwen Stefani, İslamcıların protestosu üzerine şortunun altına siyah tayt giyerek sahneye çıktı. Beyonce ise kostüm kısıtlamasına tepki göstererek Malezya konserini iptal edip, komşu Endonezya’da sahne aldı.
YILIN DEVİR-TESLİMİ
Arjantin’e kadın başkan
Bir zamanlar sabah erken kalkanın darbe yaptığı Arjantin’de Cristina Fernandez ülkesinde halk oyuyla seçilen ilk kadın devlet başkanı oldu. Bu durum dünya politikasında daha önce hiç görülmemiş bir manzaranın yaşanmasına yol açtı. İlk kez bir başkanlık devir teslimi karı koca arasında yapıldı. Çünkü koltuğu devreden Arjantin devlet başkanı, Fernandez’in kocası Nestor Kirchner’di.
YILIN TACİZCİSİ
Katsav, Putin’i kıskandırdı
İsrail Cumhurbaşkanı Moşe Katsav, 10 kadına tecavüz etmekle suçlanıp koltuğu terk etmek zorunda kaldı. Ancak daha önce görülmemiş bu olayın en ilginç yanı Rusya’nın ’soğuk’ Devlet Başkanı Vladimir Putin’e bile ’espri’ yaptırabilmesi oldu. Kremlin’de İsrail Başbakanı Ehud Olmert’i ağırlayan Putin, mikrofonların açık kaldığını fark etmeyip Katsav için ’Meğer ne güçlü erkekmiş. 10 kadına tecavüz etmiş. Hiç beklemezdim. Ona imreniyoruz’ deyince gündeme bomba gibi düştü. Espriyi komik bulmayan Olmert ise "Yerinizde olsam, kıskanmazdım" cevabını verdi.
YILIN TURİSTİK DARBESİ
Tayland TV’sinde Britney
Tayland Başbakanı Thaksin Shinawatra, eylül ayında BM Genel Kurulu’nda konuşurken, Tayland ordusu kendisini devirdiğini ilan ediyordu. Daha önce de darbelere sahne olan Tayland’da bu kez ’darbenin iyisi olmaz’ diyenleri bile kuşkuya düşürecek manzaralar yaşandı. Tayland ekranlarında bol bol Britney Spears klipleri yayınlandı. Top namlularının ucuna çiçek takarak dolaşan sarı kurdelalı askerler tanklarını genç kızlarla paylaştı, turistlerle bol bol ’darbe hatırası’ çektirdi.
YILIN TALİHSİZ TOKALAŞMASI
Sünni reisin ölümü
ABD Başkanı Bush ile 3 Eylül’deki sürpriz Irak ziyaretinde el sıkışarak direnişten vazgeçen Sünni aşiret lideri Şeyh Abdüssettar Ebu Rişa 10 gün sonra bombalı saldırıda öldürüldü. ABD için Ebu Rişa modeldi. Pentagon ’Kaide’ye karşı hareketin öncüsüydü, ölümü trajik kayıp’ dedi. Bush da, Anbar’daki El Esad Hava Üssü’nde Ebu Rişa’yı "Şiddetten ılımlılık ve barışa dönen lider" diye övmüştü.
YILIN İSYANI
Rahipler cuntaya karşı
Eski adı Birmanya olan Myanmar’da dünyanın en katı yönetimini uygulayan askeri cunta manastırlarında kendi hallerinde yaşayan Budist rahipleri bile isyan ettirdi. Dünya günlerce Budist rahiplerin turuncu urbalı direnişini seyretti. Ancak cunta rahip demedi, göstericilere ateş açtı. Polis ise, budist rahiplere ateş acmalarina gerekçe olarak "önce onlar bize ateş etmeye kalktı, kendimizi koruduk" açıklaması yaptı.
YILIN ARSIZI
Külotsuz Britney
Ağustosta 3 yıllık eşi Kevin Federline’dan boşanan Britney Spears ’bekaret sembolü’ olarak adım attığı magazin basınında ’kankası’ Paris Hilton’ın yanında külotsuz fotoğraflarıyla boy gösteriyordu. Malibu’da bir gece kulübüne elbisesiyle giren ancak sevgilisinin tişörtüyle çıkan Spears, Los Angeles’taki Çocuk ve Aile Departmanı müfettişlerinin hışmına uğradı. İki çocuğunun velayetini kaybetti. Ardından rehabilitasyon merkezine kapatıldı. Oradan dazlak kafasıyla kaçıp eski eşinin aracının camını kırdığı gün dibe vurdu. MTV ödüllerinde ’muhteşem dönüş’ yapmak istediyse de sahneden indiğinde utançtan ağladı.
YILIN MAHKUMU
Paris Hilton hücrede
Hilton otellerinin skandallarıyla ünlü varisi Paris Hilton, ehliyeti iptal edildiği halde cipinden ayrılamayınca hapsi boyladı. Ancak o da ne, 45 günlük cezası 23 güne indirilen Paris, şerif tarafından ’ruh sağlığı’ bozuldu diye 3 gün sonra hapisten çıktı. Kamuoyu ’sarışın adalete’ isyan edince Paris ertesi gün ağlaya ağlaya yeniden hapsin yolunu tuttu. Hapiste ’artık rahibe hayatı yaşayacağım’ dese de bu sözünü çıktıktan kısa süre sonra unuttu.
YILIN ÖPÜCÜĞÜ
Gere, Hintlileri gerdi
Hindistan’da AIDS ile mücadele için yapılan bir etkinlikte Hollywood’un ünlü aktörü Richard Gere, İngiliz BBG’sinde maruz kaldığı ırkçı sataşmalarla tanınan Bollywood’lu aktris Shilpa Shetty’yi ateşli bir şekilde öpünce kıyamet koptu. Öpücük, gazetelerin baş sayfalarına taşınırken Hindular da Richard Gere’in kuklalarını yakarak durumu protesto etti. Gere, ’ben AIDS’in tehlikesini anlatmaya çalışıyordum’ deyip özür diledi.
YILIN GEYİĞİ
Noel Baba matematiği
Noel Baba’nın, dünyadaki bütün çocuklara hediye yetiştirebilmek için saniyede 5800 km hızla yol alması gerektiği ciddi ciddi hesaplandı. İsveçli uzmanlar, 24-25 Aralık’ta Noel Baba’nın çocuklara hediye dağıtmak için dünyada 2,5 milyar kez mola vermesi gerektiğine hükmetti. Ancak bu hesaplar da boş çıktı. Çünkü başka bir hesaba göre, Noel Baba’nın sesten hızlı seyreden ve tonlarca hediye taşıyan kızağı, sürtünme yüzünden alev alıp 4,26 mili saniyede yok olmaya mahkum gözüküyor.
YILIN TAKSİ ŞOFÖRÜ
Schumi’ye direksiyon verme
Almanya’da yaşayan Tuncer Yılmaz adlı Türk taksici eski Formula 1 Dünya Şampiyonu Michael Schumacher’e taksisini kullandırmayı şeref bildi. Ancak polis tarafından sorgulandı. Almanya’nın Kronach kentinden Coburg havaalanına gidişi sırasında Yılmaz’ın taksini kullanan Schumacher ’genel düzene aykırılık’ yapmıştı. Schumacher’den 60 Euro taksi ücretinin yanı sıra 100 Euro da bahşiş alan Yılmaz yine de eski şampiyonun sürüş stiline hayranlıkla anlatmaktan kendini alamadı.
YILIN SATIŞI
Belçika mı, 10 milyon veririm
Saç tokalarının bile açık artırmaya çıkarıldığı internette satış çılgınlığı sınır tanımadı. Belçika, internetin açık artırma sitelerinden eBay’da satışa çıkarıldı. Bir Euro’dan başlayan açık artırmada verilen rakam, 10 milyon Euro oldu. İlanda, Belçika’nın blok halinde veya üç bölgenin ayrı ayrı satın alınabileceği belirtiliyordu. İlan sahibi, devletin 300 milyon Euro borcu olduğunu, tek parçayı satın alacak kimsenin, borcun da üçte birini üstlenmesi gerektiğini müstehzi bir dille anlatıyordu.
YILIN ZAMPARASI
Berlusconi harem kurdu
Eski İtalya Başbakanı Silvio Berlusconi, özel villasında el ele dolaştığı genç kızları dizlerinde oturturken görüntülenince kıyamet koptu. Haftalık magazin dergilerinden Oggi, kapağında "Berlusconi’nin Haremi" başlığını kullandı. Berlusconi, paparazzilerin dergiye dava açarken, kocasının kadınlara yaptığı kurları gazetelere mektupla şikayet eden güzel eşi Veronica Lario bu kez ’uzun bir tatile’ çıktığını açıklıyordu. Kaynak : HURRİYET
|
Yorum • Yorum yaz!
:: Bağlantı
|

• 22/1/2008 - TEDAVISI OLMAYAN TÜRK HASTALIKLARI
01- Kardan Adama Tekme Atma Veya Bozmaya Calışma 02- Yeni Atılmış Bir Betona Basma Veya İsim, Numara Yazma 03- Gazete ve Dergilerdeki Resimlere Sakal, Bıyık ve Gözlük Yapma 04- En İyi Arabayı Ben Kullanıyorum Zannetme 05- Cep Telefonu Kullanımının Yasak Olduğu Yerlerde İllede Tel İle Konuşma 06- Kar Topunun İcine Buz Koymak 07- Belediyenen Duraklara Koyduğu Saatleri Söküp Duvar Saati Yapma 08- Kumsalda Deve Güreşi Yapma Hastalığı 09- Şahin Marka Arabayı Doğan Görünümlü Yapma 10- Ağaçlara ve Banklara Kalp ve İsim Baş Harfi Kazıma 11- Dersini Calışıp Sınıfını Geceni İnek Sayma 12- Mesleki Ünvanımızı İngilizce Söyleme 13- Tiki Olanların Tiki İle Kasıtlı Uğraşma 14- İskambil Kağıtlarından Kule Yapan Birinin Kulesini Bozma 15- Cep Telefonu İle Bağıra Bağıra Konuşma Hastalığı 16- Reklam İcin Asılan Afişleri Yırtma Hastalığı 17- Tuvalet Duvarını Defter Sanma 18- Otobüs Duraklarına "Ateşli Sevişirim Beni Ara" yazma 19- Trafikte Bizi Gecen Arabayı Yakalayıp İllede Gecmeyi Bi B.k Sanma 20- Sinyal Verir Vermez Şerit Değiştirme. Olası Bir Kazada Sinyal Verdik Görmedinmi Deme 21- Ara Yoldan Ana Yola Cıkacak Araca Yol Vermeme 22- Ünlü Birini Görünce Ona El Sallama 23- Ünlü Birini Görünce Fotoğraf Cektirip Samimi Havası Verme 24- Yaşamadığımız Bi Olayı Yaşamış Gibi Anlatıp Ona Kendini Bile İnandırma 25- Otobüs Durağa Yanaşınca İlle Ön Kapıdan İnme Hastalığı 26- Otobüs Koltuklarını Yırtma ve Üzerlerine Yazı Yazma 27- Minibüs Şöforüyseniz Begenmesen Bile Mutlaka Kral Fm Dinleme 28- Kırmızı Işıkta Beklerken Yeşil Işık Yanar Yanmaz Konraya Basma 29- Trafikte Beklerken Burun Karıştırma(Cok Severim ) 30- Kimsenin Bilgisi Olmayan Bi Konuda İleri Geri Sallama 31- Faturaları Hep Son Gününde Ödeme 32- Kar Yağınca Eve Bolce Ekmek Alma 33- Meydana Konan Güvercinlerin Üzerine Koşup Onları Kacırma 34- Evlilerin Bekarlara Sakın Ha Evlenme Demesi 35- Aynı Filme Giden İnsanların Filmden Cıktıktan Sonra Filmi Birbirlerine Anlatması 36- Eline Silah Gecen Birinin Hemen Silahla Şaka Yapması 37- Arabayla Yolda Giderken Tanıdık Birini Görünce Üzerine Sürme 38- Takım Elbise Giyince Elini Cebine Sokma Hastalığı 39- Takımı Galip Gelince Havaya Silah Sıkma 40- Meslek Arkadaşlarına Mesleki Şakalar Yapma |
Yorum • Yorum yaz!
:: Bağlantı
|

• 13/9/2007 - Mevlana türbesinin sırrı!..
Anlatıldığına göre her şey 1273'te Konya'da kaldırılan bir cenazeden sonra başladı. Mevlana Celaleddin-i Rumi, 17 Aralık 1273 günü vefat ediyor. Cenazesine yüzbinlerce insan katılmış. Naaşı, İplikçi Camii'nden, 500 metre ilerdeki bu türbeye 8 saatte getirilebilmiş. Müslümanlar Mevlana'nın naaşını defnedebilmek için gayrimüslimlerin cenaze cemaatinden çıkmasını istemiş. Ancak onlar, 'Bize İsa'yı da Musa'yı da Mevlana öğretti' diyerek bunu reddetmişler. Mevlana'nın kabrinin altına bir 'mezar odası' bulunuyor. MEZAR ODASINA 700 YILDA 1 KİŞİ İNDİ Eski Türklerde mezarların altına Farsça 'zir-i zemin' yani 'zeminin altı' denilen bir mezar odası yapılırmış. Mevlana'nın naaşı da böyle 4 metrelik bir mezar odasına konmuş. Ancak o tarihten bu yana mezar odasına kimse inmemiş. Sadece bir kişi hariç. Rivayete göre Sultan Dördüncü Murad, Mevlana'nın türbesini ziyarete geldiğinde, mezar odasının içinde ne olduğunu çok merak etmiş ve bu odaya girmek istemiş. Ancak dönemin Mevlevi büyükleri, buna kesinlikle karşı çıkmış ve girmesini engellemişler. Bunun üzerine Sultan, elindeki tespihi, ağzı açık odanın içine atmış. Veya düşürmüş. Bu tespihi almak üzere 7 yaşında bir kız çocuğu mezar odasına indirilmiş. Bilinen tek şey, odanın iki tarafından aşağı doğru merdivenlerin indiğiymiş. Kız çocuğu mezara inip çıktıktan sonra dili tutulmuş. Dr. Naci Bakırcı, 'Çocuğun dilinin neden tutulduğu hálá bilinmiyor' diyor. KÜÇÜK KIZ MEZAR ODASINDA NE GÖRMÜŞTÜ İşte bu olaydan sonra 'mezar odasının sırrı' iyice merak edilmeye başlanmış. Acaba kız çocuğu orada ne görmüştü de dili tutulmuştu? Bir iddiaya göre, oda çok karanlık olduğu için çocuk çok korkmuş ve geçirdiği travmadan dolayı dili tutulmuştu. Ancak bir başka iddia daha var ki, o 'mezar odasının sırrını' daha da koyulaştırıyordu. Selçuklu Türkleri o tarihte mumyalama tekniğini biliyorlarmış. Fatih Sultan Mehmed dahil 7 padişahın naaşı mumyalanmış. Mevlana'nın naaşı da mumyalandığı için muhtemelen öyle duruyordu. Kız çocuğu orada yatan Mevlana'yı görünce bu hale gelmiş olabilirdi. Bu olay dönemin önde gelen Mevlevilerini harekete geçiriyor ve 1640 yılında mezar odasının ağzı tuğlayla örülüp üzeri kurşunla kaplanıyor. O tarihten sonra mezar odasının ağzındaki kurşun hiçbir zaman kaldırılmadı. Mezar odası, sırlarıyla birlikte belki de ebediyete kadar sessizliğe gömüldü. 1930'LU YILLARDA MÜZE MÜDÜRÜNÜN ODASINDA Ancak odanın hikáyesi burada bitmiyor. Aradan 300 yıl geçtikten sonra, Mısır'daki piramit sırlarına benzeyen bir dizi olay daha yaşanacaktı. Bu olayın iki tanığı vardı. Biri olayı yaşayan Yusuf Akyurt isimli biri. Öteki de onun yaşadığını Murat Bardakçı'ya anlatan Abdülbaki Gölpınarlı Hoca. 1930'lu yılların güzel bir gününde, Mevlana Müzesi'nin Müdürü Yusuf Akyurt odasında tek başına otururken, aklına sandukanın altındaki mezar odası gelir. İçinden 'Acaba şu odaya bir girsem de içinde ne olduğunu görsem' diye geçirir. Ancak tepki çekeceğini düşündüğü için kararsızdır. O AN KAPI ÇALINDI YAŞLI ADAM GİRDİ Tam o esnada kapı çalınır ve içeri, müzenin yaşlı odacısı girer. Bu yaşlı adam aslında, Mevlevi dedesidir. Cumhuriyetin ilanından sonra tekke ve zaviyeler kapandığı için müzeye çevrilen türbede odacı olarak çalışmayı kabul etmiştir. Yaşlı Mevlevi dedesi saygılı bir şekilde içeri girer ve Yusuf Akyurt'un tüylerini diken diken eden şu cümleyi söyler: 'Sakın oraya inmeyi düşünmeyin...' Ancak bu şaşkınlık, müdürü kararından vazgeçirmez. Mezara inmek üzere kurşunla kaplı kapağın önüne gelir. Halıyı kaldırır. Tam kapağı açmak üzereyken, bir adam haykırarak içeri girer: 'Müdür bey, yetiş evin yanıyor...' Yusuf Akyurt gelinceye kadar evi kül olmuştur. İşte tam o sırada eline bir telgraf tutuşturulur. Müze müdürü başka bir yere tayin edilmiştir. KONYA-ANKARA YOLUNDAKİ KAZA Konya-Ankara yolu o gün çok ıssızdı. Gün batmış, alacakaranlık etrafa hákim olmaya başlamıştı. Uzaktan gelen kamyonun farları, henüz tam karanlık hale gelmemiş ufukta cılız iki nokta gibi duruyordu. Şoförün yanında kapıya dayanmış şekilde oturan çocuk kimbilir hangi hayallere dalmıştı. Kamyon bir kavise girdiği sırada kapı aniden açılır ve çocuk alacakaranlığın içinde kaybolur. Kamyon durup, içindeki iki adam kapıdan uçan çocuğa ulaştıklarında iş işten geçmiştir. Çocuk öteki dünyaya göçmüştür. Çocuğun başında duran ikinci adam, başı ellerinin arasında hüngür hüngür ağlamaktadır. O adam, Konya'dan tayini çıkan Müze Müdürü Yusuf Akyurt'tur. Kimine göre, mezar odasının sırrı, onu hálá takip etmektedir. MEZARIN BAŞINDA SÖYLENEN SON SÖZLER Yusuf Akyurt oğlunun cenazesini alıp Konya'ya döner. Cenaze töreninden sonra doğruca Mevlana Müzesi'ne gider ve sandukanın başında ellerini açıp haykırmaya başlar: 'Yetmedi mi? Affet artık...' Bütün bunlar neydi? Efsane mi? Gerçek mi? Küçük kızın dili niye tutulmuştu? Yaşlı odacı, müdürün kafasından geçen düşünceyi nasıl anlamıştı? Bunların cevabı yok. Ben bunları anlatan insanlardan dinledim. Bildiğimiz tek şey var. Mezar odası 731 yıldan bu yana sırrını muhafaza ediyor. Umarım bundan sonra da muhafaza etmeye devam eder. Çünkü bilinmezliğin yarattığı bazı mistik duygulara ebediyen ihtiyacımız olacak. Çünkü hepimizin içinde, sadece kendimize ait sırların saklandığı küçücük odalar var. Üzerleri kurşunla kaplı küçücük odalar...
Alıntı: |
Yorum • Yorum yaz!
:: Bağlantı
|

• 10/9/2007 - ***500 yıldır böyle oturuyormuş***
İnkalılar tarafından tanrıları için kurban edildiğinde henüz 15 yaşındaydı.
Kurban etme ritüelinin üstünden tam 500 yıl geçmiş olmasına rağmen yüzünün ifadesi, hüzünlü gözleri ona bakanların kanlarını donduruyor. Arkeoloji tarihine "La Doncella" ismiyle geçen küçük kızın cesedi Arjantin'deki High Mountain Arkeoloji Müzesi'nde bugüne kadar bulunmuş en eski ve en iyi korunmuş cesetlerden biri olarak sergileniyor.
Beyni, derisi, saçları tam olarak korunmuş olan La Doncella'nın cesedi 1999 yılında bulunduğunda, yanında iki çocuğun cesedi daha vardı. Onlara ise El Nino, La Nina del Rayo isimleri verildi.
|
Yorum • Yorum yaz!
:: Bağlantı
|
•
|
|
|