
• 12/4/2008 - DERS ÇALIŞMAYA HİÇ VAKTİM YOK
Eğer siz de ders çalışmak için zamanınızın yetersizliğinden şikayet ediyorsanız bu yazıyı okumanız yararınıza olacaktır. Tabiki size elinizdeki 24 saatten daha fazlasını veremeyiz. Ancak size elinizdeki 24 saati nasıl daha efektif kullanabilirsinizle ilgili bazı sırlar verebiliriz.
|
|
Yetişkin bir insan günde altı hatta daha az uyurarak hayatını idame ettirebilir. Birçoğunuzun ortalama altı saatten daha fazla uyuduğunu düünerek daha az uyumanızı tavsiye edebilirm. Ancak bu yazının amacı sizi daha az uykuya yönlendirmek değil. Alışageldiğiniz uyku düzeninizi değiştirmeden, uykudan geriye kalan zamanı daha verimli kullanmanıza yönelik tavsiyelerde bulunmak sadece. |
Hayalinizde bir deney tasarlayın. Bir cam fanüsünuz olsun ve sizden içini doldurmanız istensin. Bunun içinde sizlere içinde ne olduğunu bilmediğiniz dört kap malzeme olsun. Deneye başlayın ve birinci kabı açın. Birinci kabın içindeki büyük taş parçalarını fanüsün içine doldurun. Fanüsün ağzına kadar dolduğundan emin olun. Tamamiyle doldu mu?
|
|
Eğer cevabınız "evet" ise şimdi ikinci kabı açın. İçindeki ufak çakıl taşlarını fanüsün içine yerleştirmeye çalışın. Şaşırdınız değil mi? Sizin dolu zannettiğiniz fanüs hala içine birşeyler alabiliyor. Fanüs ağzına kadar dolduğunda bu işe bir son verin. Sizce şimdi fanüs doldu mu? |
Herhalde geriye kalan iki kabın bir hikmeti vardır deyip "hayır" cevabı vermiş olabilirsiniz. Şimdi üçüncü kabı açıp içinde kum olduğunu gördünüz. Kumu fanüsün içine boşaltmaya başalayın. Kum tanecikleri boş buldukları her yere nüfuz edeck ve fanüsü ağzına kadar doldurmanıza yardımcı olacaktır. İşte şimdi fanüs gerçekten ağzına kadar dolu görünüyor değil mi?
|

|
Görevi tamamlamış olma niyetiyle dördüncü kabı da açın. Ne görüyorsunuz? Bir kap dolu su... Şimdi suyu fanüsün içine boşaltın. Gözlerinize inanamayacaksınız. Ağzına kadar dolu zannettiğiniz fanüs dördüncü kabın içindeki suyu tamamen aldı. İşte şimdi fanüs gerçekten ağzına kadar dolmuş oldu.
İşte bizim hayatımızda buradaki fanüs gibidir. Her günümüzde sadece 24 saatimiz vardır ve ne yaparsak yapalım bunu 25'e çıkarma şansımız yoktur. Bu 24 saati dolu dolu yaşamak ve günümüzü ağzına kadar doldurmak ise bizim elimizdedir. |
Her insanın hayatında çok önem verdiği işler vardır. Aile, okul, kız veya erkek arkadaşınız örneğimizdeki büyük taşlar gibi hayatınızın tamamını dolduruyor gibi görünebilir. Bir de bunların yanına alışveriş, televizyondaki futbol maçları, haftada bir yayınlanan en sevidğiniz dizi gibi çakıl taşlarına benzetebileceğimiz işler eklenince bütün zamanınız tükenmiş gibi durabilir. Aslında bu sadece bir yanılmadır. Daha küçük işler için hala vaktiniz vardır aslında. Örneğin maç başlamadan önceki yarım saat veya akşam yemeğinin hazırlanmasına kadar olan 20 dakika sizin için kullanılabilecek değerli zamanlardır. Bu tür zamanları kum tanecikleriyle doldurabilirsiniz.
Peki örneğimizdeki suyu günlük yaşantımızda neye benzetebiliriz derseniz işte cevabı. Otobüste giderken, tren beklerken, tenefüslerde, reklam aralarında su gibi her hacme sığdırabileceğiniz ufak işleriniz olabilir. Örneğin geometri formüllerini yazdığınız bir kağıt parçasını her zaman cebinizde veya cüzdanınızda taşıyabilir ve birkaç dakikalık boş zamanlarınızda bile geometri formüllerini tekrar etmeye fırsat bulabilirsiniz.
Aslında Öğrenci Seçme Sınavı'na hazırlana bir insanın zamanının büyük bir kısmını çalışmaya ayırması daha doğru olur. Bütün geleceğini etkileyecek olan bu sınav için bir sene boyunca dişini sıkması gelecekte daha rahat ve huzurlu bir yaşantının anahtarı olabilir. Bu açıdan düşünüldüğünde hayatınızdaki tüm büyük taşlar, çakıllar, kumlar ve su ÖSS için adanabilir. Tabiki belirli bir süre.
Kendinize bir çalışma planı çıkarın. Örneğin günde en az 4 saat çalışmayı prensip edinmeye çalışın ve bunu büyük taşlar olarak görün. Bu dört saati tamamiyle ders çalışmaya ve soru çözmeye ayırın. Sonra hayatınızda çakıl taşları için kullanabileceğiniz zamanları belirleyin. Örneğin her sabah kahvaltıdan sonra okula gitmeden önce yarım saat boş zamanınız varsa bu zaman diliminde bir 20 soruluk bir konu tarama testi çözmeyi alışkanlık haline getirin. Serviste, tenefüste, durakta hatta yürürken bile kullanabileceğiniz çalışma notları hazırlayın. Aslında ne kadar çok vaktiniz olduğuna siz de şaşıracaksınız.
Dolu dolu günler dileğiyle...
Alıntı:Mehmet AKBAŞ |
Yorum • Yorum yaz!
:: Bağlantı
|

• 5/4/2008 - HAFIZA CANLANDIRMA EGSERSİZLERİ
| "Sınavlara hazırlanırken güçlü bir hafızaya sahip olmayı çok isterdim. Ama malesef bana doğuştan verilen miktarla yetinmek zorundayım." diye düşünüyorsanız sizi şaşırtacak, bir o kadar da sevindirecek bir haberimiz var. Hafızanın belirli yöntemlerle geliştirilebildiği artık bilim dünyası tarafından da kabul ediliyor. Hatta bunun için pahalı klinik egsersizlere veya operasyonlara da ihtiyacınız yok. İşte normal yaşantınızı aksatmadan ve hiçbir ücret ödemeden kolaylıkla uygulayabileceğiniz "10 Altın Egsersiz". |

|
1. Yatağın tersinden kalkın
Bu esprili ifade ile kasdedilen günlük yaşantımızda alışageldiğimiz ve yatkın olduğumuz davranışları değiştirmenizdir. Diğer bir deyişle, her zaman kullanıdığınız elle yapmaya alıştığınız yazı yazma, telefon numaralarını tuşlama gibi basit davranışları diğer elinizle yapınız veya çayınızın şekerini karıştırırkern kaşığı her zaman çevirdiğinizin aksi yönde çevirin. Hayatınızda rutin olan ve aksi yönde yapılması mümkün olan herşeyi bu şekilde değiştirin. Bu sayede rutin alışkanlıklarınızı kontrol altına almış ve beyninizin kullanmadığınız bölümlerini harekete geçirmiş olursunuz.
|

|
2. Çocukluğunuzu yaşayın
Çocukların ne kadar meraklı olduğunu hepimiz biliriz. Sürekli çevrelerindeki dünyayı keşfetmeye çalışırlar ve önemli önemsiz tüm ayrıntılarla ilgilenirler. Bu arada tüm duyu organlarını kullanmayı da ihmal etmezler. Sizlere düşen çocukluğunuzda bıraktığınız bir alışkanlığa geri dönüp duyularınızı yeniden eskisi gibi dinamik bir şekilde kullanmak. Hayattan daha fazla zevk almanızın yanısıra, duyu organlarınızı daha yoğun kullanmakla hafızanızı da şaşırtıcı bir şekilde güçlendirmiş olursunuz. |
3. Harflerle saklambaç
Karalamakta sakınca görmediğiniz bir yazıyı (bir gazete küpürü olabilir) sakin bir ortamda karşınıza alın. Yazıyı baştan sona, yazıda anlatılanlarla fazla ilgilenmeden, gözünüzle tararken çift yazılmış harfleri (örneğin; Bakkal, Umman) bulmaya çalışın. İsterseniz bir kalemle bulduğunuz bu harf çiftlerinin altını da çizebilirsiniz. Sonra aynı kelime içinde geçen harf çiftlerini bulmaya çalışın. (Örneğin, madam, taşıt). Bunlara benzer kurallar belirleyerek bu egsersizi düzenli olarak yapın. Konsantrasyon gücünüzün ne kadar geliştiğini ve bunun hafızanıza olan olumlu etkisini kısa sürede hissedeceksiniz.
4. Kendini sorgulama
Kendinize sürekli yakın veya uzak geçmişle ilgili sorular sorun. Dün akşam yemekte ne yediğinizi, arkadaşınızı en son ne zaman ve nereden aradığınızı ve benzeri konuları sıklıkla hatırlamaya çalışın. Bu sayede hafızanızı sürekli tetikte tutmayı başarabilirsiniz.
|

|
5. Garip hareketler
Bu egsersizi yaparken çevrenizde başka insanların olmamasında fayda var. Yoksa sizin delirdiğinizi düşünebilirler. Egsersiz kısaca şöyle: Asker yürüyüşü gibi olduğunuz yerde sayın. Sol bacağınızı her kaldırdığınızda, önce sağ elinizle sağ dizinize sonra da sol elinizle sol dizinize dokunmaya çalışın. Bacağınızı indirirken ise kolunuzu baş hizanıza kadar kaldırın. Bu hareketleri günde birkaç defa tekrarlayın. Bunu yaparken sadece kan dolaşımınız hızlanmaz, aynı zamanda koordinasyon ve hatırlama yeteneğiniz de artar. Böyle çaprazlama hareketlerle beyninizin her iki tarafını da eş zamanlı olarak kullanmış olursunuz. |
6. Hayali resim
Bu da ne demek dediğinizi duyar gibiyim. Egsersizin yapılışını anlatalım nasıl birşey olduğuna siz karar verin. Burnunuzun ucunda bir fırça olduğunu hayal edin. Bununla havaya en sevdiğiniz renkte yatay bir sekiz çizin. Bu hareketi gevşek ve dengeli yapın. Kendinizi bildiğiniz ünlü bir ressamın yerine koyun. Bu çizim hareketleri yorgun zihninizi hemen canlandıracak ve beyni olumsuz etkileyen stresi de etkili bir biçimde yok edecektir.
| 7. Kelime oyunu
Çevrenizde bulunan arabaların plakalarına bakın ve plakada bulunan harflerden kelimeler, hatta cümleler türetmeye çalışın. Böylece sadece şıkışık trafiğin eğlenerek çabuk geçmesini sağlamaz, aynı zamanda kelime haznenizi geliştirir ve beyninizi canlandırırsınız. Bu alıştırma acil plaka ezberlemeniz gerektiği durumlarda çok işinize yarayabilir. |

|
8. Semboller
Daha çok alışverişlerde alınacakların listesini unutmamak için kullanabileceğiniz bir egsersiz. Ayrıntıları ise şöyle: Bunun için önce kalem ve kağıt alın. Kağıdın üzerine bir tane mum, bir kuğu, üç kollu bir kaktüs, dört yapraklı bir yonca, beş parmaklı bir el, bir fil, sola dalgalanan bir bayrak, bir yumurta, bir pipo, davul yanında duran bir adam, iki deniz feneri ve bir saat çizin. Her resim bir sayıyı sembolize edecek şekilde numaralarla eşleştirin. Ardından sembolleri sayılara göre ezberleyin. (Örneğin; mum bire, kuğu ikiye, kaktüs üçe karşılık gelebilir.) Bu sıralamaya hakim olduğunuzda, sembollere aklınızda tutmanız gereken bir listeyi yükleyebilirsiniz. Eğer bu bir alışveriş listesi ise, mumun süt şisesinin üzerinde durduğunu, kuğunun boynunda portakal filesinin asılı olduğunu hayal edebilir bu sayede listeyi daha kolay hatırlayabilirsiniz. Bu alıştırma yardımıyla zihninizde listeler oluşturmayı daha kolay başarabilirsiniz.
9. Geçmişiniz
Geçmişinizdeki insanları ve olayları tüm ayrıntılarıyla hatırlamaya çalışın. Örneğin, ilkokulda en yakın arkadaşınızı hatırlarken, birlikte hangi oyunları oynadığınızı, babasının mesleğini, evlerinin bahçesindeki ağaçları ve aklınıza gelen tüm detayları hatırlamaya çalışın. Bu sayede kişilerle ilgili hafızanızı güçlendirebilirsiniz.
|

|
10. Hipnoz
Stresin, hafızanın en büyük düşmanlarından biri olduğunu asla aklınızdan çıkarmayın. Bu nedenle, özellikle stresli anlarınızda kendinizi telkin etmeyi ve kulağınıza güzel birşeyler fısıldamayı alışkanlık haline getirin. Örneğin; "Heyecanlanmama gerek yok, ben çok iyi çalıştım.", "Bu işi hakediyorum.", "Üniversiteyi mutlaka kazanacağım." gibi ifadeler bu işe yarayabilir. Bu güzel düşünceler neşenizi yerine getirmekle kalmayacak hafızanızı da hızla eski performansına döndürecektir. Eğer bu telkinleri hergün sürdürebilirseniz hafızanızın nasıl geliştiğine siz de şaşıracaksınız. |
|
Alıntı:Serap LİVVARÇİN
|
Yorum • Yorum yaz!
:: Bağlantı
|

• 23/3/2008 - İyi İnsan İlişkileri için . . .
Bazen hareketleriniz gerçek düşüncelerini yansıtmayabilir. Çok ilgilendiğiniz bir konuya ilgisiz gibi görünebilir, yakın hissettiğiniz bir insana soğuk davranabilirsiniz. Beden dilimiz bazen biz istemeden karşı tarafa mesajlar verebilir. Oysa bazı küçük değişikliklerle kendinizi daha iyi ifade edebilir, daha etkili insan ilişkileri kurabilirsiniz.
"Çevrenizden Göreceğiniz İtibar ve Saygı, Kendinize Gösterdiğiniz Özen Kadardır."
Konuşurken Gözlere Bakın İnsanların yüzüne bakanlar, bakmayanlardan daha çok hoşa gider. İnsanlarla, onları rahatsız etmeyecek ölçüde, ancak mümkün olduğu kadar çok göz ilişkisi kurun
Tebessümü Unutmayın Canlı olun. Münkün olduğu kadar sıcak ve dostça tebessüm edin ve gülün. Yüzünüz, çevrenize olan ilginizi yansıtsın. Donuk ve ifadesiz gözükmekten kaçının.
Dinlediğinizi Gösterin Karşınızdaki konuşurken sık sık başınızı hafifçe aşağı-yukarı hareket ettirerek onu dinlediğinizi ve anladığınızı hissettirin. Söylenenleri kabul edip etmemeniz önemli değildir, sizinle konuşana "anlaşıldım" duygusu yaşatın. Başınızı hafif dik tutun.
YAKIN OLUN İnsanlara daima, onları rahatsız etmeyecek, mümkün olan en yakın mesafede durmaya gayret edin. Daima konuştuğunuz veya sizinle konuşan insana dönük durun. İkiden fazla insanla bir grup oluşturuyorsanız, sizin için önemli olanların dışındakilere merkezinizi kapatmayın. Mümkün olduğu kadar çok kişiye merkezinizi açık tutun.
Kendinize Özen Gösterin Grup normlarına, toplumsal rol ve statünüze uygun giyinin. Giyiminize mümkün olduğunca renk katın. Kadınlar erkeklerden daha çok renk kullanabilir. Saç ve el bakımınıza özen gösterin. Kendinize gösterdiğiniz özen, kendinize verdiğiniz değerin ifadesidir. Günlük tıraşını olmamış bir erkek, bıraktığı olumsuz izlenimle ilgili başka bir neden aramamalıdır.
Jestleri Unutmayın Çok aşırıya kaçmadan, jestlerinizi kullanın. Ellerinizi cebinizde tutmaktan ve kollarınızı kavuşturmaktan, ellerinizle ağzınızı örtmekten kaçının. Açık ve anlaşılır jestleri tercih edin.
Konuşurken... Çok fazla ve çok hızlı konuşmaktan kaçının. Bir topluluk içinde dinlediğinize yaklaşık olarak eşit miktarda konuşmaya gayret edin. Sesinizin yüksekliğini ve tonunu, bulunduğunuz çevreye göre ayarlayın
Otururken... Ayaktaysanız, dik durun. Oturuyorsanız sandalye ve koltuğunuzu tam olarak doldurun ve arkanıza yaslanın. Birisiyle konuşurken ve birisi doğrudan sizinle konuşurken öne eğilin ve ilginizi gösterin.
|
Yorum • Yorum yaz!
:: Bağlantı
|

• 19/2/2008 - Başarının 7 sırrı
Basarinin 7 sirri nedir?
Kisisel gelisim uzmanlarinin ortak görüslerinden olusan basari kulvarinda ilerlerlerken dikkat edeceginiz 7 nokta.
Tam da basariyolundakilere göre :)
BASARININ 7 SIRRI ---------------------- 1. INANMAK (basaracagina inanmak)
2. DEVAMLI OLUMLU POZITIF DUSUNCE (her zaman olumlu bakmak olaylara)
3. KAYBETMEK DIYE BIRSEY YOKTOR (kaybetme kelimesini lugatinizdan atacaksiniz, sadece oyalamalar ve kucuk dersler verdir hayatta. tekrar tekrar deneyeceksin)
4. SORUMLULUK ALMAK + KULTURLU OLMAK (basari'da hemde basarisizlik aninda, faydali seyler yapmak, yalniz kendine degil ulkene ve cevrene)
5. INSANLARA SAYGILI OLMAK (insan gucu her liderin ihtiyaci olan birseydir, insanlari her zaman onemse, ve saygili ol)
6. ISINDE MUTLU OLMAK, GONULLU OLMAK (isini tatilindeymis gibi gor, is'e gidince eglen ve mutlu ol islerini zevkle yapmasini ogren - isinde basarili olursan kendini odullendir, bir basari sonrasi mesela sinemaya git, maca git, tatile cik v.s)
7. BAGLILIK - DEVAMLILIK - GONULLULUK (basari yolunda kafa koyanlar, genellikle zevkle calisir - spor yapar, gunde en az 30 dakika kitap okur, devamli ileriye yonelik dusunur, kimliginde ovunur ve cekvresinde sorumluluk alan kisilerdir, kimseyi asaglamaz, hayalleri olur, kaliteli calisir ve devamli yenilikler dener ve yapar kaliteyi arttirmak icin, kararlidir, sakindir. kimligini ve ulkesine deger verir ve kalici seyler yapmaya calisir) biz deriz ki ;
bu 7 kurala uyanlarin hayatta zorluklari asip basariya ulasmamalari için hiçbir sebep yoktur. alıntı:başarıyolu
|
Yorum • Yorum yaz!
:: Bağlantı
|

• 19/2/2008 - BAŞARININ SIRRI NEDİR?
| Başarının Sırrı |
 Erdal Atabek “Bizim Duygusal Zekamız” adlı kitabında başarılı olmak isteyenlere 5 adımlık bir yol öğreniyor.
Başarının sırrı nedir? Bir öğrencinin başarısından futbol takımının zaferine, seçim kazanmaktan bir şirketin çalışmasına kadar uzanan her alanda başarının arkasındaki etkenler nelerdir? “Talihin iyiliği” mi? “Kaderin çizgisi” mi? “Rastlantılar” mı? “Arkasının sağlam olması” mı? “İşin denk gelmesi” mi? “Başaracağına inanmak” mı?
Başarı, bir iş için gerekli enerjinin amaca en uygun biçimde, en ekonomik, en etkin olarak kullanılma becerisidir.
Bu enerji, insan gücü de olabilir, makine de olabilir, bilgi de olabilir. Burada önemli olan, başarı için gerekli enerji kullanımının doğru organize edilmesidir.
Her başarının arkasından doğru programlar, planı tamamlar. Eğer plan ve programın “hedefleme” ve “zamanlama” süreçleri iyi hesaplanmışsa, enerji organizasyonu iyi yapılmışsa başarı size gelir.
İşte “insan faktörü”, bu sürecin doğru çalışması için temel etkendir. “İnsan faktörü”nü göremezseniz, geliştiremezseniz, paranız da olsa, makineleriniz de olsa başarılı olamazsınız. Yapıp yapacağınız, “enerji”yi boş yere harcamaktır.
“İnsan başarısı”nın beş önemli etkenini görmek gerekiyor:
1. İsteklenme (motivation):
İnsanın başarılı olmasının ilk koşulu, “Ben bunu yapmak istiyorum,” diyebilmesidir. “İsteklenme” olmadan, ne öğrenci dersini çalışır, ne futbolcu futbolunu oynar, ne şirket elemanı verimli çalışır.
Bizim yanlışımız, bunun yerine “zorlama”yı “zorunlu kılma”yı, “şartlandırma”yı, “kandırma”yı koymamızdır. Bir kişiyi karşınıza alıp,”Bunu yapmak zorundasın, yoksa aç kalırsın,” derseniz, o kişi dediğinizi yapar, ama istek duymaz. Eğitim sistemimiz bunu yapmaktadır, çalışma hayatımız bunu yapmaktadır, bu nedenle de başarılı olamamaktadır.
“Motivation” güdüleme değildir, kişide o işi yapmak için istek uyandırabilmelidir. Başarının ilk adımı budur.
2. Donanım (condition):
“Kondisyon” sözcüğü anlam olarak “koşul”, “durum” demektir, ama burada “donanım”, anlamı daha iyi belirtmektedir. İnsanın başarısı için gereken “donanım”ı kazanması gerekir. İnsanın bilgi donanımı, uygun davranış kazanımı, beceri geliştirmesi, yetinin artırılması, her konu için özellikler taşıyan bir altyapı oluşturur.
Donanım kazanılması için de “disiplinli çalışma” önkoşuldur. Hiçbir başarı “disiplinli çalışma” olmadan gerçekleştirilemez. O zaman da “Gününde değildi”, “Morali bozuktu”, “Talihi yaver gitmedi”, “Gareze uğradı” türünden mazeretlerin arkasına sığınılır.
“Uygun donanım-kondisyon” sağlanmadan, kimse güvenilir bir başarı elde edemez. Bu da bizim pek bilmediğimiz, hiç sevmediğimiz bir konudur. İnsan kişiliği yetkinleştirilmeden de disiplinli çalışmayı gerçekleştirmek hemen hemen olanaksızdır.
Çünkü bu disiplin, başkasının zorlamasıyla değil, “öz disiplin”le olacaktır.
3. Yapabilme gücü (performans):
Başarı için “isteklenme” ve “donanım” yeterli değildir. Yapması gerekeni “yapabilme gücü”, uygun zamanda, uygun düzeyde olmalıdır. Bu da her konuya özel, ayrıntılı çalışmalarla ortaya konabilir.
“Yapabilme gücü” her an aynı düzeyde olamaz ve olmamalıdır. Burada “gevşeme-gerilme” teknikleri doğru kullanılırsa “yoğunlaşma-konsantrasyon” doğru zamansa gerçekleşir. İyi bir çalışma programı, çalışma kadar dinlenmeyi de eğlenmeyi de gevşemeyi de kapsamalıdır.
Bunu yapmak yerine, durup dinlenmeden “Çalış” demek, kişiyi haksız yere eleştirmek, küçümsemek, aşağılamak, “yapabilme gücü”nü azaltan, hatta yok eden davranışlardır.
4. Değerlendirebilme (interpretetion):
Başarılı olmanın, önemli bir koşulu “kişinin kendi durumunu değerlendirebilmesi”dir. Kendi durumunu değerlendiremeyen kişi, ne isteklenmesini anlayabilir, ne donanımını kavrayabilir, ne de yapabilme gücünü ölçebilir.
Bu durumda onu hep başka birisinin değerlendirmesi gerekir ki, bu da özgüven eksikliği demektir. Kişilik gelişimi eksik, sorumluluk alamayan kişiler “kendilerini değerlendiremezler”.
Bu durumda hep başkalarının ne dediğine bakılır ki, insanı “pasif bir araç” durumuna getirir. Bu konu, başarının ya da başarısızlığın en önemli etkenlerinden birisidir.
5. Düzeltme (correction):
“Değerlendirme”den sonra yapılması gereken işlem, yanlışları “düzeltme”dir. Yanlışları, eksikleri görmezden gelmek ya da başka kişilere, başka faktörlere kaydırmak, bunların sürmesiyle sonuçlanır.
Bu durumda da başarı sağlamak giderek uzaklaşır. Oysa zamanında yapılan değerlendirmeyle eleştiriyle “yanlışı düzeltme”, “eksiği tamamlama”, yapılan işin başarısı için temel koşuldur.
“Eller aya, biz yaya” sızlanmasının ardındaki gerçek, bunları bilmemekte yatmaktadır. Bir türlü üretici olamamak, tüketici olmaktan kurtulmamak da bundandır.
“Bizi kullanıyorlar” diye yakınmak yerine, “kendini kullanabilme gücü”nü koymadıkça sızlanıp durmaktan başka yol kalmaz.
“Ne olacak bu memleketin hali” demekle olmuyor...
Alıntı.... | |
Yorum • Yorum yaz!
:: Bağlantı
|

• 13/2/2008 - Öğrenmeyi Kolaylaştıran 24 Yol
1.Planlarınızı Paylaşın: Düzenli olarak yaptığınız aile toplantılarında, çocuğunuza model rolünde bir ebeveyn olarak kendi planlarınızdan bahsedin. Planlı olunduğu aktiviteler planlaması için yardımcı olun ve ders çalışma programının aralarına aile toplantıları koyun.
2.Kitap Okuma Saatlerinin Kaydını Tutun: Yatay eksende haftanın günlerinin yazılı olduğu bur grafik tutarak çocuğumuzu okuma konusunda motive edebilirsiniz. Çocuğunuzun en sevdiği kitaptan her akşam kaç sayfa okuyacağı konusunda hedef belirlenmesini sağlayın ve grafiği nasıl işaretlemesinin gerektiğini öğretin. Bu şekilde her gün okuduğu sayfa sayısının arttığın göreceksiniz ve daha da önemlisi çocuğunuza bu ilerlemesinden dolayı övdüğünüz zaman yüzündeki ışıltıyı sizde fark edeceksiniz.
3.Problemlerine Yardımcı Olun (Sorunlarıyla İlgilenin): Çocuğunuzun okulda sürekli tekrar eden bir problemi olduğunda, çocuğunuzun öğretmeniyle konuşun ve problemi çözmek için planlar yapın. Buna rağmen sorun hâlâ devam ediyorsa, çözülmemişse ilerlemesine engel olan belirli bir öğrenme problemi olup olmadığını anlamak için bir test uygulayın.
4. Dinlenme Metodlarını Öğretin: Eğer çocuğunuz sınav olurken panikliyorsa, ona küçük bir dinlenme, rahatlama tekniği öğretin. Önce, karnından yavaş ve rahat nefes almasını söyleyin. Daha sonra, nefesini verirken fısıltıyla D-İ-N-L-E-N demesini söyleyin. Çocuğunuza gerginliği ve vesveseleri arttığında bu yeni metodu uygulaması için cesaretlendirin. Bunu aynı zamanda siz de uygulayabilirsiniz.
5.Sınavlarda Kendime Güvenmesi Gerektiğinin Tahşidatını Yapın: Bazı çocuklar herhangi bir sınava tam olarak hazır olduklarını hissetmek için aşırı çalışma ihtiyacı duyarlar. Eğer sizin çocuğunuzda bu kategorideki çocuklardan biriyse, sınav gününden günlerce önce tekrar etmesini sağlayan, makul bir ders planı hazırlamasına yardımcı olun. Çocuğunuzun kendine güvenini kuvvetlendirecek uygulama sınavlarına girmesini sağlayın.
"6.Araştır, Sor, Oku, Anlat, Tekrar et" Metodunu Çalışma Aracı Olarak Kullanın: Sayısal sözel veya herhangi bir ders ile alakalı bir konuya çalışmaya başlamadan önce, çocuğunuza önce o konunun genel olarak ne hakkında olduğunu anlaması için araştırması gerektiğini, daha sonra konudaki başlıklar hakkında kendi kendine sorular üretmesi gerektiğini, bir sonraki aşmada bu sorunlara verilen cevapları okumasını, daha sonra verilen bu cevapları kendi kendine anlatmasını ve en son olarak da bütün öğrendiklerini tekrar etmesi gerektiğini öğretin veya sağlayın.
7.Televizyon İzleme Vaktini Sınırlayın: Çocuğunuzun her hafta kaç saatini TV önünde geçireceğine karar verin. TV rehberinden, programları ve showları çocuğunuzun önceden seçmesini sağlayın. Uygun zamanlarda tekrar izletmek için özel programlar kaydedin.
8. Aile Olarak Yılda TV'den Uzak Kalmayı Planlayınız: Yılda bir hafta TV izlemeyin. Bu süre daha zevkli işlerin yapılmasına ve yeni şeylerin öğrenilmesine vesile olabilir.
9. Çocuğunuzla Beraber TV İzleyin: Programın içeriğini çocuğunuza açıklayın. Çocukların gerçek ve hayali ayırt etmelerine yardımcı olun. Reklamları tartışın ki çocuğunuz bilinçli bir tüketici olabilsin.
10. Beraber Okuyun: Bütün ailenin aynı anda katılabileceği bir okuma saati ayarlayın. Çocuklar, anne-babalarını okurken görmeye ihtiyaç duyarlar. "Söylediğimi yap", ifadesinin "Yaptığımı yap" kadar etkili olmadığını unutmayın. Okuma kelime dağarcını arttıracaktır ve sohbetleri zevkli hale getirecektir.
11. Öğretici Oyunlar Oynayın: Bekleme zamanlarında ve diğer boş vakitlerde, çocuğunuzun düşünmesini harekete geçirmek için aklınızda bir oyun hazır olsun. Twenty Question (20 soru), Categories (sınıflar) ve I Spy (casusluk yaparım) sınıflandırma becerilerini ve yöntemini öğretir. En erken yaşlardan başlayarak, çocuğunuzun aletlerin çalışma şeklini, kavramları ve çevresindeki nesnelerin özelliklerini anlamasının nasıl geliştiğini gözlemleyin.
12. Mantıklı Hedefler Belirleyin: Bir çocuk için C'den A'ya derece atlamak imkansız gibi görünür. Her seferinde çocuğunuzun her gece çalışması için destekleyin ve gösterdiği çaba için her gün onu tebrik edin. Gelişmeyi göreceksiniz.
13.Soruları Cevaplayın: Öğrenme, saat 3'te bitmez. Soruları öğrenme deneyimine çevirin. Eğer çocuğunuzun sorunlarının cevabını bilmiyorsanız bir kaynak kitaba baş vurun. Bir gezi planladığınızda önce biraz ev ödevi yapın. Beraber gideceğiniz yerin tarihini araştırın. Görülmeye değer yerlerin listesini yapın ve bu yerin neden önemli olduğunu bulun.
14.Matematiği Gerçekçi Yapın: Çocuğunuz, gerçek yaşam durumları yansıtan kelime problemine sahip olduğunda, gerçek araçları kullanın. Oturma odanızı adımla ölçün. Belli bir hızla gidilirse, büyükannenin odasına gitmenin ne kadar süreceğini hesaplayın. Matematiği gerçek hayatta ilişkilendirmek, çocuğunuzun öğrenme için ilkeleri ve sebepleri anlamasını kolaylaştırır.
15.İyi Bir Dinleyici Olun: Çocuğunuzun, size her gün okumasını sağlayın. Onu sadece yanlış okuduğu kelimeleri düzeltmek için dinlemeyin. Biriyle bağlantılı kavramlar hakkında o durumda karakterlerin başka neler yapmış olabileceği hakkında, daha sonra ne olabileceği hakkında konuşun. Çocuğunuzun, benzer temalarda okumuş olduğu hikayeleri hatırlamasını ve onları karşılaştırmasını sağlayın.
16. Birlikte Sesli Okuyun: Çocuğunuz okumaya başladıktan sonra ona kitap okumayı sürdürün. Şiir ve klasiklere de yer verin ve çocuğunuza okutturun. Sizin çocuğunuza okuduğunuz kitapların çoğu daha sonraları en sevilen ve tekrar tekrar okunan kitaplar arasında yer alır.
17.Okul İşlerinde İstekli Olun: Çocuğunun gittiği okulun faaliyetlerini destekleyen velilerden olun. Özel durumlarda okulda bulunacak telefon konuşmalarında bulunarak okula yardımcı olun. Çocuklar anne ve babalarını okulda görmekten çok hoşlanır. Ayrıca okulun sizin yardımınıza ihtiyacı var.
18.Öğretmenlerle Konuşun: Çocuğunuzun öğretmeniyle görüşmek için bir sorun çıkmasını beklemeyin. Diyalogu ilk günlerden başlatın ve devam ettirin. Okulun ve öğretmenlerin yaptığını takdir etmek, bunu onlara hissettirmek çok önemlidir. Ufak bir teşekkür pek çok yol aldırır. Öğretmenlerin de olumlu tepkilere ihtiyacı vardır.
19. Konuşmayı Genişletin: Küçük çocuklar konuşmaya başladığı zaman onlara baş sallayarak yada tek kelimelik cevap vermeyin. Çocuğunuzun kelime dağarcığını genişletin ve onları düşünmeye sevk edecek cevaplar verin. Sonraları, çocuğunuzun uzun cümleler kurmasına ve düşüncelerini detaylarıyla açıklamasına yardımcı olun.
20.Çok Pratik Yaptırın: Mükemmellik amaç değildir. Büyüklerle kurulan en küçük bir diyalog, oyunlarda rol alma gibi faaliyetlere çocuğunuzun pratik yapmasını sağlayacaktır.
21.Her gün Matematikle Uğraşın: Çatalları saydırarak, kurabiyeleri toplatarak, malzemelerin ölçülerini verdirerek, termostatı ayarlayarak vb. çocuğunuza matematiğin önemini sezdirin.
22.Okul Takip Çizelgesi Tutun: Çocuğunuzun her yıl çalışmasını gösteren bir çizelge belirleyin ve böylece onun neleri öğretmekte olduğunu anlayabilirsiniz. Bu şekilde sık sık tekrarladığı hataları ya da dikkatsizlikleri saptayarak gerektiği zaman bu çizelgenin size yardımcı olmasını sağlayabilirsiniz.
23.Okul Çalışmalarını Sağlayın: Çocuğunuz okulda olamadığında ev ödevlerini gözardı etmeyin. Çocuğunuzun ödevlerini düzenlemesinin önemli bir yeri vardır. Bu çocuğunuzun çalışmalarını saklı tutmasına ve hergün sınıfta olanların önemli olduğunun sizin tarafınızdan bilinmesine yardımcı olacaktır.
24. Ev Ödevi Planı Yapın: Çocuğunuza ödevlerini yapması için iyi bir ışık ve aydınlatma sağlayın. Düzenli bir zaman ayarlayın. Çocuğunuzun yaptığı ödevleri zamanında ve doğru biçimde övün. Alıntı: |
Yorum • Yorum yaz!
:: Bağlantı
|

• 9/2/2008 - Çalışan kadının önündeki engeller
 |
Kadın çalışanlar iş hayatında bazen kendilerinden, bazen yöneticilerinden, kimi zaman da meslektaşlarından kaynaklanan engellerle karşılaşır. Günümüz iş hayatında pek çok engelle karşılaşan kadınlar, ötesine geçemedikleri bir “cam tavan”ın altında çalışmak zorunda kalmakta. Cam tavan kadınların belirli bir seviyede birtakım engellere takılması anlamına gelmekte ki cam tavan kullanımıyla kastedilen karşılaşılan sorunların belirsizliği. | |
|
Kadınlar için çalışma hayatının en büyük engeli olan bu cam tavanın üç boyutu var; yani bahsedilen üç basamaklı bir cam tavandır. Bu cam tavanın boyutlarının ortaya çıkmasındaki belirgin faktörler çoğunlukla sosyo-kültürel nitelikte olup, sosyalleşme süreci; normlar, kanunlar ve kurumsal düzenlemeler; eğitim düzeyi ve endüstriyel gelişim seviyesi ile birebir ilişkilidir. Cam tavanın 3 boyutunu oluşturan 3 ana engel vardır ki kadınlar bu bariyerler doğrultusunda kariyer gelişimlerini belirler. Bu engeller:
1- Erkek yöneticiler tarafından konulan engeller
2- Kadın yöneticiler tarafından konulan engeller
3- Kişinin kendi kendine koyduğu engeller
Erkek yöneticiler tarafından konulan engeller
Cam tavan literatüründe en çok erkekler tarafından konan engellerden bahsedilmektedir.
• Tarafsızlık ilkesi: Cinsiyetler arasındaki fark kabul edilirken bir üstünlüğün olmadığının kabul edilmesi durumu
• Cinsiyet körlüğü: Kadın-erkek farkı yok; “insan” görüşü hakim.
• Koruma, kollama içgüdüsü (iyi niyetli ayrımcılık): Kadın birtakım mazeretlerle (“Ailesi çok önemli, çok iş vermeyelim” gibi) kollanır.
• Kadınlara yönelik önyargılar: Çoğu negatif olan bu önyargılar kadınların verilen üst düzey işleri yapamayacağına dair görüşleri içerir. Kişilik, kararlılık ve azim açısından yetersiz olarak değerlendirilirler.
• Kadınlarla kurulan iletişim zorluğu
• Gücü elde tutma isteği
Kadın yöneticiler tarafından konulan engeller:
Kadınların %50-60’ı erkek yöneticilerle çalışmak istiyor. Daha çok erkek yöneticilerin koyduğu engeller tartışılırken kadın yöneticilerin koyduğu engeller göz ardı ediliyor.
• Tarafsızlık ilkesi
• Cinsiyet körlüğü
• Koruma, kollama içgüdüsü
• Kendini referans alma yanılgısı: Kadın yöneticilerin bilinçaltındaki “Ben bu noktaya nasıl geldiysem, herkes aynı şekilde gelebilir. Özel bir çabaya gerek yok” mantığı
• “Kraliçe arı” sendromu; başarıyı yüceltme ihtiyacı: Tepe yönetimde görülen ‘tek kadın’ olmanın bir başarı ve ayrıcalık göstergesi olduğu inancı
• Çok boyutlu kıyaslama; çok boyutlu kıskançlık: Kadın çalışanların çeşitli nedenlerle (aile hayatı, fiziksel özellikler vb.) bir çeşit tehdit unsuru olarak görülmesi
• Kadınlara yönelik önyargılar
• Erkekler gibi düşünerek, onlardan biri olduğunu gösterme çabası: Genellikle anti-feminist eğilimlerle sonuçlanmakta
Kadınların kendi kendilerine koyduğu engeller:
• Cinsiyet rollerine ilişkin tutumlar: “Kadının yeri neresi?”
• Toplumsal değerleri sorgulamadan içselleştirmek: Kadınlara karşı olan negatif önyargıları kabul etme, benimseme
• İş-aile çatışması ve suçluluk duygusu ile başa çıkamamak
• Özgüven eksikliği, kararsızlık, ne istediğini bilememek
• Kendini geliştirme, koşullarını değiştirme isteği, inancı veya imkanı olmamak
• Sistemin değiştirilemeyeceğine duyulan inanç
• Sistemi destekleme zorunluluğu hissetmek
• Kariyerde yükselmeyi tercih etmemek / kariyer yönelimli olmamak
• Kariyerde yükselmenin gerekliliklerini ve zorunluluklarını göze almamak
Kaynak: E-kolay.net | | |
Yorum • Yorum yaz!
:: Bağlantı
|
•
|
|
|