Image Hosted by ImageShack.us


Google







• 4/1/2009 - Hayatımı Yeniden Yaşayabilseydim EĞER

Kategori: HAYATA DAIR

Amma Bombece Avustralya´da kanserden öldü. Ölümünden hemen önce şunları yazdı...

"Hayatimi yeniden yasayabilseydim eğer; Hastayken yatağa girer dinlenirdim. Ben olmadığım zaman her şey kötüye gidecek diye düşünmezdim. Gül seklindeki pembe mumu saklamaz yakardım. Daha az konuşur, ama daha çok dinlerdim. Yerler kirlense, masa örtüm lekelense bile daha çok arkadaşımı aksam yemeğine davet ederdim.

Oturma odasında TV seyrederken, patlamış mısır yer, şömineyi yakmak isteyen birisi olduğunda ona engel olmazdım. Yerler leke olacak diye korkmazdım. Bana gençliğini anlatmaya çalışan dedeme daha çok vakit ayırırdım. Kocamın sorumluluklarını daha çok paylaşırdım.

Saçım bozulmasın diye, arabanın caminin açılmasını önlemezdim. Eteğimin lekelenmesine aldırmadan çimlere otururdum. TV seyrederken daha az, hayata bakarken daha çok ağlar ve gülerdim. Ömür boyu garantilidir denilen hiçbir şeyi satın almazdım.

Hamileliğimin bir an önce sona erip, doğum yapmayı dilemek yerine, hamile olduğum her anin tadını çıkarır ve içimde bir canlı yaratmanın ne kadar harika olduğunu fark ederdim. Bu o kadar nadir bir olay ki. Mucize gibi bir şey.

Çocuklarım beni öpmek istediklerinde, asla "Önce git ellerini yüzünü yıka" demezdim. Onlara daha çok "seni seviyorum", ondan da daha çok "özür dilerim" derdim. Ama başka bir hayat verilseydi en çok yapacağım şey; her dakikasını değerlendirmek olurdu.

Dikkatle bak. Gerçekten gör. Yaşa. Vazgeçme. Küçük şeyler için şikâyet etmekten vazgeç. Bana benzemeyenler, benden daha çok şeye sahip olanlar ve kimin ne yaptığı beni ilgilendirmezdi. Bunun yerine, ilişkilerimi güçlendirmeye çalışırdım. Sahip olduğunuz ruhsal, fiziksel ve duygusal her şey için Allah´a şükredin. Tek bir hayatiniz var ve bir gün sona eriyor. Umarım her gününüzü değerlendirirsiniz.´´

Sevgiler hepinize.

Amma Bombece

Alıntı..

YorumYorum yaz! :: Bağlantı



• 17/4/2008 - Sevgili Anneler Siz de Çocugunuzun Çok Zeki Olmasını İstiyorsanı

Kategori: HAYATA DAIR

Zekayı sadece genetik faktörlere bağlamak hiç de doğru değil. Hamilelik döneminde yapacağınız 10 basit uygulama bebeğinizin zekasını artırıyor. Denemeye ne dersiniz?

Hamileliğiniz sırasında Mozart ya da Beethoven dinlemenin sizi rahatlattığı bir gerçek. Birçok anne adayı klasik müziği bebeğinin zekasını artırdığı gerekçesiyle de dinliyor. Peki bu doğru mu? Haftalardır bu amaçla bıkmadan usanmadan klasik müzik dinleyen anne adaylarını üzmek istemeyiz ama bu konuda çok kesin bir kanıt yok! Dilerseniz siz yine klasik müziğe güvenmeye devam edin, ama bilin ki bebeğinizin IQ’sunu başka yöntemlerle de artırmanız söz konusu. Nasıl mı? Beslenme şekliniz, sağlık durumunuz ve hatta duygusal haliniz bile onun beyin gelişimini etkiliyor. O halde hadi onun için iyi bir başlangıç yapın ve bu 10 öneriye kulak verin. Ancak, unutmayın ki bu öneriler yüzde 100 ispatlanmış değil ama yine de denemeye değer!

1. Tiroidinizi kontrol ettirin
Düşük tiroit bezi problemi hamilelikte anne adylarının yüzde 2’sini etkiliyor. Yapılan araştırmalar bu annelerin bebeklerinin zekasının diğer bebeklere göre daha az olduğunu ortaya koyuyor. Ancak, tiroit hormonları kontrolü, pahalı bir test olduğu için rutin gebelik tetkiklerinde yer almıyor. Üşüme, yorgunluk, konsantrasyon güçlüğü, saç dökülmesi, gibi tiroit hormonu düşüklüğüne işaret edebilecek şikayetleriniz varsa bu testi yaptırmanızda fayda var.

2. Hareket edin
Cleveland’daki Case Western Reserve Üniversitesi’nde yapılan bir araştırma ilginç sonuçlar veriyor. Hamilelik sırasında düzenli olarak egzersiz yapan ve yapmayan 20 annenin çocuklarının zeka düzeylerine 5 yaşına geldiklerinde bakılmış. Sonuç tahmin ettiğiniz gibi; egzersiz yapan annelerin çocukları daha zeki!

3. İdeal miktarda kilo alın
Doktorlar vücut ağırlığının yüzde 20’si kadar kilo alınmasının yeterli olduğunu söylüyor. Bunun altında ya da üstünde kilo alımının bebeğin fiziksel ve zeka gelişimini olumsuz etkilediği düşünülüyor. Neden mi? Muhtemelen alınan kilo miktarı bebeğinizin ağırlığını, dolayısıyla da beynin büyüklüğünü ve zekasını etkiliyor.

4. Diş kontrollerinizi yaptırın
Araştırmalar yepyeni bie iddia ile ortaya çıkıyor: Hamilelik sırasında diş rahatsızlığı geçiren anneler 7 kat daha fazla prematüre ya da düşük kilolu bebek dünyaya getirme riski taşıyor. Bu bebekler de öğrenme ve gelişim aşamalrında güçlük çekiyor. Diş hastalıkları genellikle başlangıçta belirti göstermediği için 6 ayda bir diş hekimine uğramanızda yarar var.

5. Vitaminleri ihmal etmeyin
B12 ve demir alımı fetüsün entelektüel potansiyelini artırıyor. Yeterli demir alımı asla gıdalarla sağlanamıyor. Bu nedenle bebek doğmadan önce onun demir depolarını oluşturması açısından hamilelik süresince her gün demir içerikli tabletlerden bir tane alınması gerekiyor.

6. Neşenizi yitirmeyin
Bebeğin algıları henüz doğmadan önce başlıyor. Bu açıdan bakıldığında; kendini iyi hisseden bir anne adayının bebeğinin de anne karnında kendini muhteşem iyi hissedeceğini kabul etmek gerekiyor. Bu durum da beyin işlevlerinin gelişmesine katkıda bulunuyor.

7. Beslenmenize dikkat edin
Hamilelik döneminde beslenme zeka gelişimindeki en önemli faktörlerin başında geliyor. Özellikle kolin(sinirsel iletimde önemli bir rol oynayan madde) içeren gıdaları tercih edin. Bu yiyeceklerin en önemlileri yumurta ve et olarak kabul ediliyor.

8. Bebeğinizi emzirin
Bebek doğduktan sonra da onun için yapabilecekleriniz var. Her şeyden önce onu emzirin. Bu, onun hem sağlığını hem de zekasını olumlu yönde etkiliyor. Kentucky Üniversitesi’nde yapılan bir araştırma bu iddayı kanıtlıyor. Bebekliğinde emzirilen çocukların zeka düzeyleri hazır mama ile beslenenlere göre 3 puan fazla olarak tespit edilmiş.

9. Depresyondan uzak durun
Hamilelikte olduğu gibi doğumdan sonra da depresyondan uzak durmanız gerekiyor. 1.200 aile üzerinde yapılan bir araştırma şu ilginç sonuçları ortaya koyuyor: Üç yaşına kadar olan dönemde anneleri depresyonda olan çocukların özellikle dil gelişiminde ve öğrenme yeteneğinde zayıflık görülüyor.

10. Demiri eksik etmeyin
Kuşkusuz bütün mineraller bebeğiniz için gerekli. Ancak, demirin ayrı bir önemi var. Demir eksik alındığı takdirde beynin kritik bazı noktalrı yeterli şekilde gelişmiyor. Anne sütü ile beslenen bebekler için sorun yok.

Alıntı:

YorumYorum yaz! :: Bağlantı



• 16/4/2008 - Barkod

Kategori: HAYATA DAIR

Bu günlerde çarşı pazardan aldığınız her şeyin üzerinde bir etiket var. Bu etikette kalınlıkları farklı dikey çizgiler ve bazı numaralar bulunuyor.

Kasiyerler bu malın etiketli tarafını bir camın üzerinden geçiriyor veya etikete bir ışık tutarak, fiyatlarını otomatik olarak yazar kasalarına geçiriyorlar.

Barkodlar önceleri marketler için, işlemlerini hızlandırmaları ve stoklarını daha iyi kontrol edebilmeleri için hazırlanmıştı. Ancak sistem o kadar başarılı oldu ki, süratle her tipte satılan eşyaya konulmaya başlanıldı.

Şimdi, süpermarketten aldığınız ve üzerinde barkod olan herhangi bir malı elinize alın ve bu bir tip etikete bakarak anlatacaklarımızı dinleyin.

Gördüğünüz gibi, bir barkodda iki kısım vardır. 1) Makinenin okuduğu dikey çizgiler kısmı; 2) İnsanların okuyabildiği 12 adet rakam. İlk altı rakam eşyanın tanım numarası olup, üreticiler yıllık bir ücret karşılığında, bu kodları veren uluslararası bir konseyden kendi ürünlerine tahsis ettirebilirler.

İkinci gruptaki ilk beş rakam malzeme numarasıdır. Aynı kod birden fazla çeşitteki ürün için kullanılamaz. Yani üreticinin sattığı her değişik üründe, her değişik paketlemede, hatta paketlerin koli olarak tekrar paketlenmelerinde hep değişik malzeme numarası verilir. Böylece markette ne kadar mal satıldığı, depoda ne kadar kaldığı, hep kontrol altında tutulur.

Örneğin, teneke kola ile şişe kolanın kod numaraları farklıdır. Hatta kutu kolanın bir kolide 6'lık, 12'lik veya 24 adet bulunması durumunda bile farklı kod verilir.

Sağdaki en son rakam ise kontrol numarasıdır. Bu numara bütün taranan dikey çizgilerle hafızaya alınan bilgilerin, bir çeşit sağlamasını yapar.

Görüldüğü gibi, barkodun üzerinde, malın fiyatı ile ilgili her hangi bir bilgi yoktur. Kasiyer barkodu taradığında sinyal sistem içinde bir merkeze gider, buradaki bilgisayar barkod numaralarına göre girilmiş ve her zaman değiştirilebilir fiyat bilgisini derhal kasaya gönderir. Bu merkez mağazadaki malların fiyatlarını her zaman değiştirebilme imkanı sağlar.

Çeşitli kalınlıktaki dikey kalın ve ince çizgiler ile aralarındaki boşluklar, çeşitli kombinasyonlarda dizilerek, her biri, bir rakamı temsil eder, yani altlarındaki rakamın bilgisayar tarafından okunmasını sağlarlar.

Alıntı:

YorumYorum yaz! :: Bağlantı



• 15/4/2008 - Kelebekler

Kategori: HAYATA DAIR

Büyüleyici kanatlarını bir fizikçi gibi kullanan kelebeklerin, kısa ömürlerinde kamufle olmak için düşmanlarının düşmanını taklit ettikleri ve 17 bin gözleri olduğu tespit edildi.

Tat alma duyuları ayaklarında olan kelebeklerin, binlerce küçük gözden oluşan özel görme organına sahip olduğunu belirleyen uzmanlar, bu küçük göz sayısının bazı türlerde 17 bine çıktığını tespit etti. Kendi boylarının 3 katı kadar uzayabilen bir dile sahip olan kelebeklerin, bunu çiçeklerin derinliklerindeki nektar ile su içmede kullandıkları görüldü. Kelebekler, bu uzun dillerini kullanmadıkları zamanlarda ise içeriye doğru sarıyor.

Ayrıca kelebeklerin fizikte kullanılan 3 temel kuralı uygulayarak uçtukları ortaya çıktı. Vücut sıcaklığı 28 dereceden düşük olduğunda uçamayan kelebeklerin üzerlerinde ısıyı emen siyah renklerin bulunduğu kanatlarını, güneş ışınlarıyla 90 derece yapacak şekilde ayarlayarak vücut ısılarını yükselttikleri, ısıyı düşürmek için de güneş ışınlarını yatay alır şekilde kanatlarını ayarladığı görüldü. Optikte kullanılan 3 temel kurala göre, siyah cisimler diğer renklere göre çok daha çabuk ısınıyor. Cisim, güneş
ışınlarıyla 90 derece açı yaptığında ısınıyor, ışınları yatay aldığında ise ısıdan etkilenmiyor.

Kelebeklerin, düşman saldırısı karşısında kamufle olmalarında çok önemli bir yere sahip kanatlarının alt ve üst desenleri birbirinden farklı. Dinlenirken kapalı tuttukları kanatlarını muhtemel bir tehlike karşısında açan kelebek, kendisini dev bir yaratıkmış gibi göstererek, avcıların saldırılarılarını başlamadan bertaraf ediyor. Zoologlar, kanatlar açıldığında oluşan desen üzerinde incelemelerini yoğunlaştırdı. Kelebeğin, düşmanının düşmanını taklit ederek kendisini koruduğunu hayretler içinde kalarak
inceleyen bilim adamları ilginç bir bilgiye ulaştı. Bilim adamları, en büyük düşmanları yusufçuk ile bazı böcek ve böceklerle beslenen kuşlar olan kelebeklerin kanatlarını açtıklarında oluşan cismin baykuşa benzediğini gördü. Bu hali gören kuşların, kelebekleri baykuşa benzeterek çekindikleri ortaya çıktı.

Yeryüzünde 100 binden fazla çeşidi bulunan kelebeklerin bazılarının kanatlarının yaprak şeklinde, bazılarının ise toprak şeklinde olduğu, bu sayede tabiatta çok rahat kamufle olduğu belirtildi. Hayata küçük bir tırtıl olarak başlayıp birçok devreden sonra kelebeğe dönüşen bu minik canlı, hayranlık uyandıran kanatlarıyla bazen 24 saat, bazen de 1-2 ay yaşayabiliyor.

Öte yandan Kuzeydoğu Amerika'da yaşayan kral kelebeğinin ise yumurtlamak için Kanada'nın güneyinden Meksika'nın içlerine kadar 4 bin kilometre yol kat ettiği biliniyor. Üremek için yaklaşık 2.5 ay süren yolculuğun ardından ölen bü türün yeni nesilleri de her yıl aynı yolu kat ediyor..
Alıntı:

YorumYorum yaz! :: Bağlantı



• 14/4/2008 - Erkeklerrr

Kategori: HAYATA DAIR




Erkeğinizin dilini çözmek için neler yapmalısınız? İşte taktikler;
Erkekler zayıf görünmekten veya incinmekten korktukları için kaçış yolu olarak kimi zaman susmayı tercih ederler. Erkeğinizin dilini çözmek için neler yapmalısınız?

Onunla bir türlü konuşamıyorsunuz. Ya kavga çıkıyor ya da sizi dinlemiyor. Durun, üzülmeye, ayrılık planları yapmaya başlamadan önce tavsiyelerimize kulak verin.

Araştırmalara göre erkekler incinmekten ve zayıf görünmekten korktukları için kaçış yolu olarak susmayı ya da umursamaz görünmeyi tercih ediyor. Peki sorunun kaynağında neler yatıyor? Sebebini bilmeniz, çözümünü bulmamıza yardımcı olur. Önereceğimiz yöntemleri siz de deneyin ve erkeğinizin dilini çözün.

Doğru kelimeleri seçin

Sevgilinize en iyi arkadaşınızla yaşadığınız tartışmayı ya da annenizin rahatsızlığını anlatmak istiyorsunuz. O ise konuya hiç bulaşmadan "Telaşlanma, zamanla düzelir" diye geçiştiriyor. Erkekler, bir kadın için dert ortağı olma yönünde fazlasıyla aciz kalıyorlar. Kadın acılarından bahsederken, erkek bırakın yorum yapmayı dinleyemiyor bile. O zaman ona içinizden geçenleri doğru kelimelerle ve eksiksiz olarak anlatın. Ancak bunu yaparken temkinli davranın. Örneğin: "Hakemin yanlış kararı yüzünden doğru düzgün uyuyamadım. Bunun nasıl bir şey olduğunu sen bilir misin?" diye söze başlarsanız, kendi deneyimlerinden bahsetme fırsatı bulur.

Ciddiyetten kaçının

Çöpü dökmesini istersiniz, o ise bu duruma nükleer atık muamelesi yapar. Tuvalet temizliği, çamaşır ve bulaşık gibi konulara ise hiç girmeyelim. O yine kabuğuna çekilirken, kadın artık dayanamayıp patlar. Ne kadar haklı olursanız olun, cümleye "hep" ya da "hiç" gibi bir sözle başlamayın. Esprili bir girişle başlamalısınız. "Hadi biraz da çöplerden bahsedelim" gibi. Çocuk, temizlik ve ev işlerinin bir kişi için fazla bir yük olduğunu belirtin. O güçlü omuzların sadece yaslanmak için var olmadıklarına inandırın onu.

Sinirlendiğinizi göstermeyin

Kadının sinirleri bozulmuştur ve artık dayanamaz hale gelir. Erkek ise soğukkanlılığını korumaya çalışır. Olan olur ve kadın ağlamaya başlar. Erkek "Ağlamanın bir faydası yok" diye bağırır. Bakar ki değişen bir şey yok, "Ağlasın, bana ne" deyip, bay buz kalıbı modunda yine sessizliğine çekilir. Sesinizi yükseltmek, tabakları duvarlara fırlatmak, kapıları çarpmak belki size ağlamaktan daha rahatlatıcı gelebilir. İyisi mi kendinizi dışarı atın ve şöyle bir dolaşıp gelin. Döndüğünüzde onun ne kadar sessiz ve çözülmeye hazır olduğunu göreceksiniz. Böyle sus pus olmasının sizde nasıl bir tesir yarattığını ona anlatın. "Sessizliğin beni fazlasıyla kırıyor. Bu durumda ne istediğini anlayamıyorum" diyebilirsiniz. Bir şey söylemeye başlarsa, "Bunu gerçekten doğru mu anladım?" diye söze başlayıp söylediği cümleyi tekrar edin.

İltifat etmiyorsa

Hangi kadın istemez ki eşinin ya da sevgilisinin ona iltifatlar etmesini. Ama erkeğinizin ruhuna yapışan o konuşmama, içine kapanma inadı sizi iltifatlardan mahrum ediyor. Bu doğal olarak sizin ruh halinizi de etkiliyor. Erkeğinizin ağzından iltifat sözcükleri duymak istiyorsanız, hareketlerinizi biraz gözden geçirin. Erkekler, aynanın karşısına geçip "Bu bana çok yakıştı. Böyle çok güzel görünüyorum" diye kendi kendisine konuşan kadınlar karşısında susmayı tercih eder. Kıyafetinizle sessizce yanından geçin. İşte o zaman cazibenize dayanamaz ve ağzından kelimeler dökülür. Mutfaktaki hünerinizle de iltifat alabilirsiniz. Örneğin ona uzun zamandır pişirmediğiniz en sevdiği yemeği yapın. Hangi erkek en sevdiği yemeği yapan kadını iltifatsız bırakır ki.

Alıntı:

YorumYorum yaz! :: Bağlantı



• 13/4/2008 - İnsanların birbirleriyle ilgili ilk izlenimlerini neler belirler

Kategori: HAYATA DAIR

Gözden gelen mesajlar ilk izlenimin %55ini,kulaktan gelen mesajlar%38ini,kişinin ne söylediğini belirten içerik ise,ilk izlenimin ancak %7sini oluşturmaktaymış.
Bu araştırmadan da çıkan sonuç;İlk karşılaştığımız zaman nasıl göründüğümüz,nasıl bir yüz ifadesine sahip olduğumuz ve nasıl konuştuğumuz,ne konuştuğumuzdan daha önemli olmaktadır.

Alıntı:

YorumYorum yaz! :: Bağlantı



• 12/4/2008 - HAYATIMI DEĞİŞTİRMEK İSTİYORUM

Kategori: HAYATA DAIR

Başlarken;

Neden bazı insanlar diğerlerinden daha başarılıdır ?

  • Daha zeki veya yetenekli olduğu için mi ?
  • Çevresinden daha fazla destek gördüğü için mi ? (torpilli mi ?)
  • Şansımı yardım etti ? ( kader)
  • Zengin mi doğmuştu ?

Daha başka cevaplar da bulmak mümkün elbette. Her birinin doğruluk payı da olacaktır. Fakat bu tür cevaplardan hiç biri beni tatmin etmiyor. Müsaadenizle açıklayayım; İlk maddede ki zeki ve yetenekli kavramlarına bakalım. Bu ülkede zeki ve yetenekli olmak başarılı olmak için yeterli mi ? Siz kendinizi aptal veya yeteneksiz mi hissediyorsunuz ? Kimin daha zeki olduğuna IQ EQ testleri mi karar verecek ? IQ testinden yüksek alamazsanız asgari ücretle çalışan biri olmayı kabul mu edeceksiniz ? 

Zeka nedir ? Şu anda sahip olduğunuz zeka ve yetenek seviyeniz başarılı olmanızı engeller mi? Bir, iki dakika düşünün...

Benim cevabım koca bir HAYIR ! 

Doğuştan veya sonradan bir rahatsızlık geçirmediysen şu andaki aklın başarılı olmak için yeterlidir. Kanıt mı ?. 

İyi yetiştirilen kentli ve zengin aile çocuklarına bakalım ; Bu çocukların hepsi zeki mi ? Nasıl oluyor da Türkiye'nin ve dünyanın en güzel ama bir o kadar da zor okullarını bitiriyorlar. Yaptıkları işlerde en az babaları kadar başarılı oluyorlar. Böyle bir şey mümkün mü? Allah, " bunlar zengin çocukları, daha fazla beyine ihtiyacı var ; ben de daha fazla vereyim" mi diyor?

HAYIR !!!

O zaman farkı yaratan nedir ?

Ben bu yazı dizisinde, bu soruya bulduğum cevapları sizinle paylaşmak istiyorum. Yalnızca farkı yaratan şeyleri değil, bu farklar nasıl kapanır, nasıl öne geçilir bunlar da bu yazı dizisinde incelenecek.

Fakat daha fazla ilerlemeden önce "Neden bazı insanlar diğerlerinden daha başarılıdır ?" sorumuza verdiğimiz diğer cevapları inceleyelim. 

  • Çevresinden daha fazla destek gördüğü için mi ? 
  • Şansımı yardım etti ? 
  • Zengin mi doğmuştu ?


Evet tüm bu olgular birer gerçeklik. Ancak bu üç cevapta bizi yolumuzdan çevirmemeli. Neden mi? Çünkü; 

Bu noktada konuyla ilgili doğduğum mahalleden bir örnek vermek istiyorum.

İzmir'in, Şirinyer İlçesine bağlı, Çamlık Mahallesi'nde, 797 Sokak'da doğdum.(İzmir'de sokalar numaralıdır.) Bizim sokağın 150-200 m. Ötesinde İşçi Evleri Semti başlıyordu. O semt bizim sokağa göre çok daha düzenli, bahçeli evlerden oluşuyordu. Çocukların gittikleri okullar da, yaşam tarzları da bize çok modern gelirdi. Bizim mahalle ise daha çok göçle oluşmuş, gecekondu irisi evlerden oluşuyordu. Benden yaşça küçük bir arkadaşım dedi ki; 
-Ahmet Abi, Keşke 150 m. ötede doğsaydım. Bütün hayatım değişik olurdu.
Selçuk bunu söylediğinde 12-13 yaşındaydı. Yalnızca 150 m., 150 m. İle hayatının değişeceğini düşünüyordu. Bu gün bir bankada koruma görevlisi ve bir işi olduğu için mutlu. Ama 150 m. Ötede doğsaydı, örneğin başarılı bir mühendis olabilirdi. Çok farklı bir hayat yaşıyor olabilirdi. Farklı bir eş, farklı bir ev, farklı arkadaşlar. Boş vakitlerini kahvede geçirmezdi. 

Özet olarak, o daha kaliteli bir yaşamı hak ediyordu. Biz de daha kaliteli bir yaşamı hak ediyoruz. Doğumumuzla beraber oluşan şartlar kaderimiz değil. Bizim dışımızda gelişen olayları kabul etmeliyiz ama onlara boyun eğmek zorunda değiliz. 
Anneni ve babanı seçemezsin, çevreni seçemezsin ama geleceğini seçebilirsin.

Şimdi okuyanlar arsından " söylemesi kolay, gel de sen değiştir" diyenleri duyar gibiyim. Kendimden değil de, yakın tarihimizden bir örnek vermek istiyorum;

Kurtuluş savaşı öncesi ülkenin durumunu düşünün. "Tam Bağımsızlık" . Bu sözcüğü aklına getiren kaç kişi vardı? Büyük bir hayaldi. Ülken işgal altında, büyük bir karışıklık hüküm sürmekte ve aydınlar bile en az hasarla, kime teslim oluruz tartışmasında. Cevabı biliyorsunuz. Eğer Gazi ve arkadaşları mevcut duruma (acı gerçekler) boyun eğselerdi, bu gün ülkemiz küçük bir gerici ülke olurdu veya yok olurdu. 

Hayatı ısmarlayamayız ama gelen yemeği beğenmiyorsak kendimize yemek yapabiliriz. Yada oturup, durumumuza kahredip hayıflanabiliriz.
-Keşke 150 m. ötede doğsaydım. 

Ben Hayatımızı Değiştirebileceğimize İnanıyorum. Ve bu konuda öğrendiklerimi sizinle paylaşmak istiyorum. Bir sonra ki yazıyla başlıyoruz. 
  Alıntı:Ahmet TARAKÇI

YorumYorum yaz! :: Bağlantı

& Bannerlerim &

guldefne-siyahincim
gulumseyisim




&Arkadaşlarımın Bannerları&


pembelila gulumseyisim
Image Hosted by ImageShack.us

KEVGİR E-DERGİ


ikibin6

Blogcu Kizlarin Mekani Stuff
woelfin by woelfin
gulumseyisim
mutfaktabirimivar
Photobucket - Video and Image Hosting

yemekyapmali.blogcu.com




Tak Takistir Haziran 2007 Etkinliği
Image Hosted by ImageShack.us
Sayfa Güncel Sayfa:1 Toplam:29
Son Sayfa | Sonraki Sayfa