
• 9/4/2008 - Yalancı Bahar
Kaç baharı gerçek sanıp kandık söylesenize... Kaçına "Nihayet" hasretle kucak açtık ve ka*çında yanıldık... Kaç kez ayaz vurmuş dallarımızda filizlerimiz sön*dü. Yine de uslanmadık. Yine geveze bir dosta sırlarımızı açar gibi açıldık yalancı bahara... Yine yanıldık. Peşinden bastıran tipiyle ayıldık. Ne yapalım ki, dalında patlamayı bekleyen bir tomurcuk gibi susamıştık ilkyaza... Kaç zaman olmuştu kendimizi güneşin kollarına bırakıp, ormanda yayılan kekik kokularıyla sarhoş olmayalı... Tahmin ediyorduk, üzerimize katran rengi bir kafes gibi çöken bulutların ardında güneşin gülümsediğini... Daha ilk ışınları deler delmez kafesi, açtık iştahla ruhumuzun pencerelerini... Bahar öyle kolay gelmezdi aslında; biliyorduk; yanlış baharlarda az mı ayaz yemiştik. Kaçımız mart güneşine aldanıp açılmış ve kara kafesin ağına düşmüştü yeniden... Bahar, ilan-ı aşk mevsimiydi; astık aşklarımızı ilan panolarına, sevdalar yasakken daha... Bahar, barışın mevsimiydi; müjdeledik barışı, silahlar konuşurken hâlâ... Söyledik, ancak yazın söylenecekleri, güneş henüz toprağı ısıtmamışken... cemreler düşmemişken ilkyazın koynuna... Yalanmış meğer bahar; daha vakti değilmiş, aşkın da barışın da... Güneşe kananlar, yazı beklerken bahardan oldular; kesildi sesi soluğu, erken öten horozların... İyisi mi itirafçı olalım; biliyorduk "İşte bahar" derken, ardından gelecek ayazı... "Yalan bu çıkma" demişti temkinliler, tedbirliler, "çıkarken üstüne kalın bir şey al"anlar, "başına bir iş gelmesin"den ürkenler... Ama bahar, olanca işvesiyle sokağa çağırıyordu. Aşk, ilan panosuna asılmayı bekliyordu, barış bir kuş gagasında müjdelenmeyi... "Erken mi geç mi" hesabına gelmezdi ikisi de... Peşlerine düşülmeli, ilan edilmeli, müjdelenmeliydiler. Güneşi görür görmez seranada ve barış türkülerine başladık. Vakti gelmeden açıldık, geç kalmadan davranma telaşında... Erkenmiş. Kursağımızda kaldı bahar sevinçleri... Erken öten horozlar, erken açmış çiçekler, erken doğmuş bebekler gibi kesildik, solduk, öldük. Yine tedbirliler ulaşacak salimen yaza; biz yakalandık, zalim ayaza... Can YÜCEL |
Yorum • Yorum yaz!
:: Bağlantı
|

• 1/4/2008 - O Derdim
Benden,seni anlatmamı isteselerdi , Bir yürek anlatırdım içinde koskacaman bir dünya , dünyada kocaman bir fener ve sevgi yolu aydınlatan.
Deselerdi yaz onu ; Yazardım en güzel şiirleri dilsiz istekleri dipsiz kuyu sarınçlarında yuvarlanan aşkları. yazardım parmaklarım morarıncaya kadar yazardım, yüreğim yorulup duruluncaya kadar.
Deselerdi ciz onu ; Cizerdim dünyayı , dunya her tarafı yedi veren gülleri yedi renk açan en mevsimsiz çiçeklerin açtığı nakışlı oyalı özenli bir dünya Ve korkardım kendi çizdiğim dünyaya dokunmaya , korkardım çiçeklerin yaprakların solmasından.
Deselerdi kim O ?
O derdim o işte yüreğinde deryaları taşıyıpta tek bir dünyalıya konuşamayan, O sınırsız sevgi deryasında yelken açıp giderken sevgisini utangaç kişiliğine gömen biri idi.
Ve O derdim ; Beni sabahlara kadar kendisini düşünmek zorunda bırakan insafsız biri O konuşsa yüreğindeki allı tebessümlerde kaybolurdum , konuşsa yanmadan yıkılmadan söndürürdü beni derdim. Sigaram kadar tiryakisi olduğum içkim kadar başımı döndüren, görmediğim kadar özlediğim, özlediğim kadar dokunamadığım, dokunamadığım kadar ürkek...
Ve O derdim Yaşayıpta yitirdiğim değil yaşamayıpta bilmek istediğim , konuşmasını beklediğim kızıl dudaklarına hasretlendiğim hasreti ile eridiğim , yanımda iken bile özlediğim gittiği yolu kıskandığım aydınlık günlerimi aradığım """" O DERDİM """"
ALINTI |
Yorum • Yorum yaz!
:: Bağlantı
|

• 26/3/2008 - :) Aşkın Yemini :)
Bugün olduğu gibi yarın da, yarından sonra da, Ondan sonraki günlerde de gözlerimdeki yerinin değişmeyeceğine... Seni bir ömür seveceğime... Kelebeklerin renklerinin insanı büyülemesi gibi, yarınımda da hep sevginle yaşayacağıma... Her bakışında okuduğun o gözleri her zaman yanımda göreceğine, en yakın dostun, en yakın sırdaşın, en yakın arkadaşın olacağıma... Sıkıntının sıkıntım; üzüntünün üzüntüm olacağına... Her kızgın anını çiçeğe dönüştüreceğime... Her üzgün anında tebessümün geri gelmesi için elimden geleni yapacağıma... Asla ve asla soğuktan ve yanlızlıktan üşümeyeceğine... Yanında olmadığım ve varlığıma ihtiyacın olduğu her anda bir rüzgar olup seni saracağıma... Gözümün gözüne değdiği her an; sana yeniden aşık olup seni bir periye dönüştüreceğime... Yaşam boyu her sabah sana aşık olaraka uyanacağıma... Sen uyurken sana bakıp, Sen ve Ben için dualar edeceğime... Hasta olduğun zaman sana çorba yapacağıma... Seni asla üzmeyeceğime... Seni kızdırırsam. bunu bilmeden yapacağımdan hemen özür dileyeceğime... Beni tanıdığın gün, benden gördüğün neyse, ömrünce aynı beni göreceğine... Sevgimin asla değişmeyeceğine... Sevgimin asla azalmayacağına... Bilakis her gün büyüyen bir sevgiyi dönüp mutluluk ormanlarına seni taşıyacağıma...Senin herşeyin önünde olduğun gerçeğinin asla değişmeyeceğine... Seni asla ihmal etmeyeceğime... Senin sadece 14 Şubat`ta değil, 365 tane Sevgililer Günü`nde 365 tane ismin olacağına... Sana yalan söylemeyeceğime... Başkalarının yanındayken seni asla unutmayacağıma... Elini usul usul, korka korka tuttuğum o ilk gündeki aynı heyecanı hep yaşayacağıma... Bir ömür senin elini bırakmayacağıma... Bir ömür Can`ım olarak kalacağına... Tüm balonları senin için gökyüzüne salacağıma... Tüm çiçeklerde seni göreceğime... Okyanuslarda seni dalga yapacağıma... Yıldızlara kement atacağıma... Gökkuşağına salıncak kurup 7 renge senin rengini karıştıracağıma... Her satırda seni yazacağıma...Seni çizeceğime ve sana sesleneceğime... Hiç bir şeyin, hiçbirzaman senin önüne geçemeyeceğine... Her günün bir öncekinden daha güzel olacağına... Her anın unutulmazlık zincirine bir yenisini ekleyeceğine... Sana her zaman HAYATIM diyeceğime... Seni sonzukluk kadar çok seveceğime... Sen, ''SEN'' olduğun için seni seveceğime... Seni ''Bir ömürden de öte'' seveceğime... Seni Seviyorum diyeceğime... SÖZ VERİRİRİM... |
Yorum • Yorum yaz!
:: Bağlantı
|

• 11/3/2008 - ‘Aşkı kadınlar başlatıyor’
Erkeğin karşı cinse agresif tutum ve davranışlarla kendisini göstermeye çalıştığı, kadının ise bu süreçte vücut dilini kullanarak erkeği kendisine çekmek istediği belirtildi.

Konya - Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi Fizyoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Tuncay Özgünen, “Aşk hiçbir zaman erkek tarafından başlatılmaz, seçimi kadınlar yapar. Erkek, biyolojik olarak güzel olana yönelir” dedi.
Prof. Dr. Tuncay Özgünen, Selçuk Üniversitesi tarafından Tıp Bayramı etkinlikleri kapsamında Meram Tıp Fakültesi’nde düzenlenen “Aşkın ve Sevginin Fizyolojisi” konulu konferansta bir konuşma yaptı. Aşk kavramının kadın ve erkekte ergenlik çağlarında başladığını ifade eden Özgünen, sevgi kavramının ise kişinin kendisini “ben kimim, neyim, neden dünyaya geldim” gibi sorularla tanımaya başladığı 5 yaş sürecinde ortaya çıktığını dile getirdi. Aşk dürtüsü başlarken 4 duyunun harekete geçtiğini vurgulayan Özgünen, “Aşkın başlaması için ilk olarak karşımızdaki insanın kokusunun beynimizdeki aşk dürtülerini uyarması gerekiyor. Daha sonra sesini ve görüntüsünü beğendiğimiz kişiye dokunmak istiyoruz” dedi. Özgünen, kadının koku yolu ile karşısındaki erkeğin bağışıklık sistemi hakkında bilgi sahibi olduğunu dile getirerek, şunları söyledi: “Eşler seçim yaparken kendi bağışıklık sisteminden çok daha farklı bir sisteme sahip olan kişilere yönelir. Bunun nedeni ise kadının doğacak çocuğunu daha gelişmiş bir bağışıklık sistemiyle dünyaya getirmek isteğidir. İlk olarak kokuyla başlayan sinyaller, daha sonra gözlerle kurulan iletişim, ses ve dokunma ile aşkı ortaya çıkarır. Bu nedenle aşk, hiçbir zaman erkek tarafından başlatılmaz, seçimi kadınlar yapar.”
“ERKEĞİN KENDİNE ÖZGÜ KRİTERLERİ YOKTUR” Sinyalleri kadınların gönderdiğini ve daha sonraki sürecin erkek- kadın ilişkisi içinde geliştiğini vurgulayan Özgünen, şöyle devam etti: “Eş seçiminde erkeğin kendisine özgü kriterleri yoktur. Erkek, biyolojik olarak güzel olana yönelir. Çocuğunu en sağlıklı şekilde taşıyacak, besleyecek, doğuracak ve bakacak kadını arar. Kadın ise özgüldür. Belirli bir sisteme göre ölçer, tartar ve iyi partneri seçmeye özen gösterir. İlk olarak erkeğin kokusunun kendisine uygun olup olmadığına karar verir daha sonra görüntüsüne dikkat eder. Zeka, güvenilirlik, iletişim, erkeğin kendinden mutlu olması kadınların aradığı özelliklerdir. Kadın için cinsellik son sıralardadır.” Özgünen, erkeğin karşı cinse agresif tutum ve davranışlarla kendisini göstermeye çalıştığını, kadının ise bu süreçte vücut dilini kullanarak erkeği kendisine çekmek istediğini söyledi.
Alıntı: |
Yorum • Yorum yaz!
:: Bağlantı
|

• 6/3/2008 - Neyi Yaşamak İstiyorsan Onu Yaşa

• 5/3/2008 - erkekler hakkında bildiğimiz yanlislar
|
|
|
| |
|
Erkekler hakkında bildiklerimiz: seksi sevdikleri, seksten sonra sarılmayı unuttukları, manken gibi vücuda sahip olan kadınları arzuladıkları, duygularını göstermekten nefret ettikleri gibi uzayıp gider. Oysa ki onlar da insan ve onların da duyguları var... | | | Biz kadınlar belki de yıllardır erkeklere haksızlık ediyoruz. Onları düşüncesizlikle, seks düşkünlüğü ile suçluyoruz. Fakat onlar aslında düşündüğümüz kadar kötü varlıklar değil. Bizim onlar hakkında düşündüğümüz yanlış olan o kadar çok düşünce var ki. İşte erkekler hakkında bildiğimiz yanlışlar:
Öpüşmek ve sarılmanın sonucu yataktır Hayır, bu düşünce yanlış, yapılan araştırmalar gösteriyor ki erkekler için de duygular seks için önemli. Erkekler de unutulmaz birlikteliklerden hoşlanıyorlar. Özellikle de ciddi ilişkilerde öpüşmeye, sarılmalara önem veriyorlar.
Erkeklere haksızlık ediyoruz! Erkekler hakkında bildiklerimiz: Seksi sevdikleri, seksten sonra sarılmayı unuttukları, manken gibi vücuda sahip olan kadınları arzuladıkları, duygularını göstermekten nefret ettikleri gibi uzayıp gider.
Biz kadınlar belki de yıllardır erkeklere haksızlık ediyoruz. Onları düşüncesizlikle, seks düşkünlüğü ile suçluyoruz. Fakat onlar aslında düşündüğümüz kadar kötü varlıklar değil. Bizim onlar hakkında düşündüğümüz yanlış olan o kadar çok düşünce var ki. İşte erkekler hakkında bildiğimiz yanlışlar...
Yanlış 1: Öpüşmek ve sarılmanın sonucu yataktır Hayır, bu düşünce yanlış! Yapılan araştırmalar gösteriyor ki erkekler için de duygular seks için önemli. Erkekler de unutulmaz birlikteliklerden hoşlanıyorlar. Özellikle de ciddi ilişkilerde öpüşmeye, sarılmalara önem veriyorlar.
Yanlış 2: Dergilerden fırlamış gibi olmamızı istiyorlar Erkeklerin hep incecik vücutlu seksi hatunlardan hoşlandığını düşünürüz öyle değil mi? Ama yanlış. Dergilerde gördüğümüz o muhteşem güzeller onların sandığınız kadar ilgisini çekmiyor. Erkekler için sıradan kadınlar daha çekici.
Yanlış 3: Ev işi yapmamızdan çok hoşlanırlar Erkekler aslında yemek yapmanızı isterler fakat sürekli ev işleriyle uğraşan bir kadınla birlikte olmayı da tercih etmezler. Onlar için önemli olan düşünüldüklerini görmek ve tabii biraz da poh pohlanmaktır.
Yanlış 4: Tamircilikten hoşlanırlar Aslında mükemmel olmadıklarını bilirler fakat kendilerini böyle göstermekten çok hoşlanırlar. Evde bir şey bozulduğunda ona tamir etmesini söylediğinizde dünyanın en mutlu erkeği olmuş gibi gözükürler ama aslında çoğu erkek bozulan şeyleri tamir etmekten pek hoşlanmaz...
Yanlış 5: Akrabaları sevmezler! Erkekler sadece gelip aylarca kalan kaynanalarını sevmezler, yoksa erkekler birlikte olduğu kadının ailesi ile iyi ilişkiler içinde olmasından gurur duyar. Onun için bir şeyler yapmak istiyorsanız ailesini yemeğe davet edebilir ya da annesini size çağırabilirsiniz.
Yanlış 6: Seks hayatları sıradandır! Aslında erkekler yataktan çıkmak, fantezilerini gerçekleştirmek isterler. Mesela ona birlikte duş almayı teklif ettiğinizde ya da mutfakta sürpriz bir birliktelik onu çok mutlu edebilir. Sizinle oyunlar oynamayı severler. Seks hakkında konuşmak isterler.
Yanlış 7: Sürekli onaylanmak isterler Hayır, sadece erkekler duygularını açıklamaktan hoşlanırlar ve karşı tarafla aynı duyguları paylaşmak isterler. Ayrıca işten, futboldan konuşmak isterler. Eğer böyle olmasını istiyorlarsa onlara bir şans verin ve bırakın konuşsunlar. Ona bir futbol maçı hakkında soru sorabilir ve onu mutlu edebilirsiniz.
Yanlış 8: Bizden farklı düşünüyorlar Kitaplar erkekler ve kadınlar arasındaki derin uçurumlardan bahsetse de aslında erkekler de kadınlar gibi düşünüyorlar. Onlar sadece bu düşüncelerini göstermekte farklı yollara başvuruyorlar. |
Yorum • Yorum yaz!
:: Bağlantı
|

• 3/3/2008 - Evlilik -Can DÜNDAR-
Evlilik, inanmadigim halde içerisinde 17 seneyi bitirdigim bir kurum benim icin.
17 senede (abartmiyorum) 40 cift arkadasimin son verdigi kurum ayni zamanda da. Evliligimin bu kadar uzun surmesinin gizi belki de kuruma inanmamaktan geçiyor. Evliligi toplumun dayattigi sekilde yasamamaktan. Nedir bu dayatmalar? Erkegin muhakkak kadindan yasca buyuk olmasi , egitim seviyesinin erkegin lehine ya da en azindan esit olmasi bunlarin sadece ikisi. Olmaz, yurumez diyor toplum. Erkek yasca buyuk olmali ki, kadina "hot" dediginde oturmali kadin. Ya da yumusatiyorlar; -Efendim kadin erkekten once coktugu icin (hani dogum falan) kucuk olmaliymis yasi. Egitimde de boyle. Kadinin cok okumusu bilmis olurmus.
ESiM BENDEN 2 YAS BUYUK; ne "hot" dememe gerek kaldi 17 senede, ne de benden once coktu. Yillar icinde ben yaslandikca o genclesti, -"Ooo Can bey kapmisiniz citiri" esprilerine muhattap dahi oldum.
ESiM 3 UNiVERSiTE BiTiRDi; ben bi taneyi 9 senede bitirdim. Ne o bana bilmislik tasladi, ne ben ona ezik baktim. Kulaga gelen muzik tekse de, onu olusturan notalar farklidir der Halil Cibran. Bunu unutmadik biz. Ben konusurken o dinledi, ben dinlerken o konustu 17 sene. O ofkeliyken ben, ben ofkeliyken o "haklisin bitanem..." dedik, ofke bitip firtina duruldugunda "ama bi de boyle dusun" de dedik fikrimizi savunurken. Farkli insanlar olarak gormedik birbirimizi, ayni amac icin savasan neferlerdik bu hayatta. Asla bilmedik ne kadar para kazandigimizi, ortak cuzdanimizdan gerektigi kadar aldik. Ne kadar calarsa calsin masanin ustunde telefon , kim bu saatte arayan karsi cins diye sorgulamadik da ama. Sevginin en buyuk dostuydu bizim icin "guven" ve guvenin ardina saklanmis bir "saygi" vardi daima. Ne kavgalar, ne badireler atlattik 17 senede. Eee ulkeler neler gordu, biz cekirdek aile mi sutliman yasayacaktik. Bir gun oyle bir girdik ki birbirimize, ben ilk kez odamin disinda yattim bi gece, misafir odasinda. Gece yarisi kapi acildi esim; -"Ne yapiyosun burda?" diye sordu kapinin esiginden, "uyuyorum" dedim buz gibi bi sesle. Gitti, gelmesi 1 dakikasini almisti elinde yastikla. "kay yana" dedi daracik yatakta. "ne yapiyosun?" dedigimde "benim yerim senin yanin, sen gelmezsen ben gelirim" dedi. Anladim ki o gece, en uzun kavgamiz yat saatine kadar surecek. Ve bence dogrusu da bu. Ozen gosterdik o gunden sonra, evin her yerinde kavga ettik, yatak odamiz haric. Kirsak da zaman zaman kalplerimizi, asla kin tutmadik birbirimize. Toplum kurallariyla oynasaydik bu oyunu belki de 41 inci cift olacaktik o listede. Ama oyunun kurallarini biz koyduk. Ne de olsa bizim oyunumuzdu,oynanan.
Evlilik; hesapsiz icine dalinmasi gereken bir oyun bence. Topluma kulaklarini tikayarak hem de. Ne benim, ne de bizim sozlerimizle. Sadece gonlunuzden geldigince. Dedigi gibi Ataol Behramoglu' nun; "Yasadiklarimdan ogrendigim bir sey var: Yasadin mi buyuk yasayacaksin, irmaklara, goge, butun evrene karisircasina" Cunku omur dedigimiz sey, hayata sunulmus bir armagandir. Ve hayat, sunulmus bir armagandir insana...
Hayat kisa gelen bir battaniye gibidir. Yukari cekersin ayak parmaklarin isyan eder. Asagi cekersin omuzlarin titrer . Ama yine de, neseli insanlar dizlerini karinlarina ceker, rahat bir uyku uyumayi basarir...
CAN DUNDAR
|
Yorum • Yorum yaz!
:: Bağlantı
|
•
|
|
|